Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey 2025 yılında Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen projelere ilişkin değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi.

Bursa Büyükşehir Belediyesi 2025 Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Bursa Büyükşehir Belediyesinin 2025 yılı boyunca hayata geçirdiği çalışmaları değerlendiren Başkan Bozbey, kentin geleceğinin günübirlik yaklaşımlarla değil; bilimsel veriler ışığında, çevreye duyarlı ve uzun vadeli bir kent anayasasıyla şekillendirildiğini vurguladı. Bozbey, yeni yılın ilk aylarından itibaren hazırlıkları tamamlanan çevre düzeni planının kamuoyunun bilgisine sunulacağını ifade etti.
Bursa’da yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarına da değinen Başkan Mustafa Bozbey, dönüşümü tanımına uygun şekilde hayata geçirdiklerini belirterek bütüncül bir planlama anlayışıyla, parçacı uygulamalarla hareket edildiğini vurguladı.
Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak deprem, yangın güvenliği ve su kaynaklarının korunmasını esas alan, yaşam kalitesini merkeze koyan yeni bir imar yönetmeliği revizyonu üzerinde çalıştıklarını vurgulayanBaşkan Bozbey, Sürecin ilçe belediyeleri, akademisyenler ve meslek odalarıyla birlikte yürütüldüğünü ifade etti.
“Kentsel dönüşüm yalnızca yapıların yenilenmesinden ibaret değil”
Kentsel dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesinden ibaret olmadığını vurgulayarak, birkaç binayı yıkıp yeniden yapmanın gerçek anlamda dönüşüm sayılamayacağını, Sadece binalara odaklanan bir anlayışın, o bölgede yaşayanlara huzurlu, güvenli ve kaliteli bir yaşam sunamayacağını belirten Bozbey,Bursa’da kentsel dönüşümü insan hayatını önceleyen, bilime dayalı ve bütüncül bir planlama anlayışıyla ele aldık “Kentin tamamını kapsayan bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Güvenlik sorunlarının ortadan kaldırıldığı, kentsel ihtiyaçların çözüldüğü, sağlıklı ve yaşanabilir alanlar oluşturmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda uygulamalarımızı hayata geçiriyoruz” dedi. Planlama Ajansı bünyesinde plansızlık ve çarpık yapılaşmanın kenti nasıl etkilediğini detaylı biçimde tartıştıklarını ifade eden Başkan Bozbey, “Bu sorunlara kalıcı çözümler üretmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda planlama süreçleri içerisinde ortaya çıkan yeni alternatif yol ve ulaşım çözümlerini de kamuoyuyla paylaşmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Bursa İçin Kararlılıkla Çalışmaya Devam edeceğiz “
Bozbey, Ankara ve İzmir yollarına paralel şekilde Mudanya yolu hattında konumlanan, yaklaşık 29 kilometre uzunluğa ve 65 metre genişliğe sahip Kuzey Bulvarı’nnı bu vizyon doğrultusunda projelendirdiklerini söyledi. Yaklaşık 380 hektarlık alanda ise ekolojik yaklaşımı esas alan, yeşil sistemlerin ön planda olduğu bir kentsel tasarım ortaya koyduklarını ifade etti. Bu yeni yerleşim alanında ilkokul ve anaokulu öğrencilerinin okullarına yürüyerek ulaşabileceği bir yaşam kurgusu hedefledik” dedi.
Başkan Bozbey, yürütülen çalışmaların kesintisiz devam ettiğini belirterek, Bursa’yı daha güvenli, daha sağlıklı ve yaşam kalitesi yüksek bir kent haline getirme hedefiyle kararlı adımlar attıklarını ifade etti.
“Su, Bursa’nın stratejik başlıklarından biri”
Başkan Bozbey, suyun Bursa açısından hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek, BUSKİ’nin 2025 yılı boyunca hem yeni su kaynaklarını hizmete sunduğunu hem de içme suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu altyapısında önemli yatırımlara imza attığını ifade etti. Bu kapsamda 17 ilçemizde yaklaşık 6 milyar 200 milyon liralık yatırımı hayata geçirdik” dedi. Bozbey, kent merkezinde daha önce 525 bin metreküp seviyesinde olan su kullanımının, yapılan tasarruf çalışmaları sayesinde 430 metreküpe düştüğünü belirtti.
Bazı bölgelerde geçici kesintiler yaşandığını kabul ediyoruz; ancak bu uygulamalar her yerde en fazla 9 gün sürdü ve yalnızca akşam 17.00 ile sabah 05.00 saatleri arasında gerçekleştirildi. Süreleri abartarak toplam üzerinden değerlendirmek ve bu şekilde kamuoyunu yanıltmak doğru bir yaklaşım değildir. Benim derdim polemik değil. Ben doğruları paylaşmak zorundayım ve bunu yapıyorum.
Bozbey, Çınarcık Barajı ve isale hattı ihalesinin ne zaman yapıldığı, ne zaman biteceği ortada. Arıtma tesisinde uzun süre tek bir çivi dahi çakılmamış. Önceki dönemlerde yapılamayan, becerilemeyen ve hatta Bursalıların neye ihtiyacı olduğunun bile bilinmediği için hayata geçirilemeyen hizmetleri bugün biz yapmak zorunda kalıyoruz. Bursalıların bu tür söylemlere karnı tok. Çünkü biz şeffafız, hesap veriyoruz ve doğruyu söylüyoruz. Tasarrufun nedeni de budur. İnsanlar bize güvendiği için, doğruları paylaştığımız için, bilime dayalı hareket ettiğimiz için bu fedakârlığı yapıyor.Göreve geldikten sonra, kendi köyüm dâhil olmak üzere bazı bölgelerin kanalizasyon sularının hâlâ derelere akıtıldığını öğrendim. Oysa birkaç yüz metre mesafede arıtma tesisi varken bu atık suların oraya yönlendirilmemesi kabul edilemez. Bu ihmallerin hepsini tespit ettik ve adım adım çözüyoruz. Bu yıl ayrıca 60 yeni derin su kuyusu açmak zorunda kaldık. Mevcut 155 kuyuya ek olarak yapılan bu çalışmalar, yer altı su seviyelerinin düşmesi nedeniyle yaşanan çökmeleri de beraberinde getiriyor. Bu yüzden Nilüfer ve Doğancı barajlarından su iletim kapasitesini artıracak baypas hatlarını hayata geçirdik. Kurak bir yıl olacağı yönündeki bilimsel öngörüler doğrultusunda hazırlıklarımızı erkenden yaptık.Kısa sürede Çınarcık suyunu Doburca Arıtma Tesisleri’ne bağladık. Günlük 100 bin metreküp ilave suyu sisteme dahil ettik. Şu anda toplamda 140 bin metreküp Çınarcık suyunu Bursa’ya veriyoruz. Bu tamamen planlı, programlı ve bilime dayalı bir yönetim anlayışının sonucudur. Ne yazık ki geçmişte Nilüfer’e yıllarca arıtılmadan atık sular verildi. Biz göreve geldiğimizden bu yana bu sorunları tek tek çözüyoruz. Mudanya hattında yapılan düzenlemelerle yılda yaklaşık 25 milyon liralık sadece elektrik tasarrufu sağlıyoruz. Çınarcık suyunu Karacabey’e ve güney ilçelerine ulaştırmak için de projelerimizi adım adım hayata geçiriyoruz. Tüm bu çalışmalar 2026 programı kapsamında planlandı ve kararlılıkla uygulanıyor. Bursa’nın bugünü kadar geleceğini de güvence altına almak için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Nilüfer Çayı’nı kirleten, suçu başkasında arayamaz.”
Başkan Bozbey, zaman zaman eleştiriler yaptıklarını ancak kirlilik konusunda tavizsiz bir duruşları olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Öncelikle kendi sorumluluğumuzu yerine getirmeli, kendi alanımızı temiz tutmalıyız. Kendi yükümlülüklerini yerine getirmeden sanayiciye ya da başkalarına ‘çevreyi kirletiyorsun’ demek doğru değildir. Atığını arıtmadan Nilüfer Çayı’na deşarj eden birinin, sonrasında başkalarını suçlaması kabul edilemez.” “Atığını arıtmadan Nilüfer Çayı’na bırakan birinin, ardından başkalarını suçlaması kabul edilemez” diyen Bozbey, Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak kirleticiler konusundaki duyarlılığı en üst düzeye taşıdıklarını ifade etti. “Arıtılması gereken tüm atıkları önce biz arıtıyor, ancak bundan sonra Nilüfer Çayı’na deşarj ediyoruz. Ancak bu yaklaşım sayesinde diğer kirleticilerden hesap sorma hakkına sahip olabiliriz. Aksi halde derelere, Ayvalı Dere’ye ya da diğer su kaynaklarına görmezden gelir, köylerin atıklarıyla ilgilenmezseniz, Nilüfer Çayı’nı kirletenlere yönelik eleştirileriniz inandırıcı olmaz” dedi.

Bozbey, son 20 yılda çözülemeyen pek çok problemin, göreve geldikten sonraki ilk 20 ayda ele alınmaya ve çözülmeye başlandığını belirterek, “Başta dere yataklarının temizliği olmak üzere pek çok başlıkta son derece verimli ve önemli bir dönem yaşadık. Şunu açıkça ifade ediyorum ki;” Önümüzdeki süreçte aksaklıklar minimum seviyede olacak. Arıtma tesislerimizi planladığımız tarihlerde tamamlayacağız. Yağış rejimi bu seviyede devam ettiği sürece, bu yıl yaşadığımız kuraklığa rağmen Bursa uzun yıllar susuzluk sorunu yaşamayacak. Önümüzdeki yıllara yönelik güçlü ve sürdürülebilir su kaynaklarını şimdiden hazırlıyoruz. Amaçlarının Bursa’da susuzluk endişesini tamamen ortadan kaldırmak olduğunu vurgulayan Bozbey, vatandaşların hem gerçekleri bildiğini hem de yapılan çalışmaları yakından takip ettiğini söyledi. “Bursa’nın ulaşım başta olmak üzere elbette başka önemli sorunları da bulunuyor. Ancak altyapısı sağlam, çevresi korunan ve su kaynakları güvence altına alınmış bir şehirde, diğer sorunların çözümü çok daha hızlı ve kolay olur” ifadelerini kullandı.
“Amaç, olası bir arızada şehrin tamamının etkilenmesini engellemek.”
Yaklaşık 50 kilometrelik raylı sistem hattında meydana gelen tek bir arızanın dahi kent genelinde ciddi aksamalara yol açabildiğini vurgulayan Bozbey, “50 kilometreye yaklaşan bir hatta yaşanacak olası bir arıza, ulaşımın tamamen durması anlamına geliyor. “Bu yüzden hattı, belirli bir noktada kurulacak merkezi bir aktarma istasyonuyla güçlendirmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
Başkan Bozbey, Bursa genelinde planlanan yeni raylı sistem projeleri hakkında da değerlendirmelerde bulunarak; Balkan, Çalı, Demirtaş, Hasköy ve Şehir Hastanesi bağlantılı hatların yatırım programına dahil edilmesi amacıyla proje ihale süreçlerinin başlatıldığını belirti. Bazı projelerde sözleşmelerin imzalandığını ve yer teslimlerinin yapıldığını belirten Bozbey, çalışmaların hızlandırıldığını vurguladı.
Bozbey, raylı sistemin kalıcı ve verimli şekilde işletilebilmesi için depo alanları, bakım tesisleri ve yeni istasyon projelerinin eş zamanlı olarak planlandığını belirtti. Ayrıca engelli erişimine uygun istasyon ve durakların sayısının artırılmasının da öncelikli hedefler arasında yer aldığı ifadeleri kullandı.
“41 noktada ölçüm yapılacak”
Bozbey, hava kirliliğinin uzun yıllar boyunca yok sayıldığını vurgulayarak, “Nefes aldığımız havanın niteliğinin farkındayız. Hiç kimsenin bu havayı kirletme hakkı olamaz” ifadelerini kullandı.
Bozbey, İnegöl’ün Türkiye genelinde hava kirliliğinin en yoğun yaşandığı bölgeler arasında bulunduğuna dikkat çekerek, bu meselenin ancak son bir–iki yıldır kamuoyunda tartışılmaya başlandığını belirtti. Sorunu net bir biçimde ortaya koyduklarını ifade eden Bozbey, aynı zamanda çözüm için gerekli adımları da vakit kaybetmeden attıklarını dile getirdi.
Başkan Bozbey, Bursa genelinde 41 farklı noktada hava kalitesi ölçümü yapıldığını ve bu verilerin canlı olarak izlenebildiğini belirtti. Ölçüm sistemlerinin daha görünür hale getirileceğini kaydeden Bozbey, “Vatandaşımız bulunduğu bölgede havanın durumunu anlık olarak görebilecek. Kirlilik yükseldiğinde gerekli önlemleri alabilecek” dedi.
Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Bozbey, maske kullanımına yönelik hazırlıkların tamamlandığını açıkladı. Kirlilik seviyesinin yüksek olduğu bölgelerde ekiplerin sahaya ineceğini belirten Bozbey, maskelerin satın alındığını ve gerekli görülen durumlarda vatandaşlara temin edileceğini söyledi. Uygulamanın geçici bir önlem olmadığını vurgulayan Bozbey, amaçlarının halk sağlığını korumak olduğunu, vatandaşları korkutmak değil bilinçlendirmek istediklerini ifade etti.
Antakya Ulu Camii’nin yeniden inşa sürecinin bilim ve koruma kurullarının denetimi altında yürütüldüğüne dikkat çeken Bozbey, projelerin önceki yıllarda onay alamadığını, kendi görev dönemlerinde ise sürecin ivme kazandığını söyledi. Göreve geldiklerinde projeyi yeniden değerlendirdiklerini belirten Bozbey, “Nisan ayında bilim kuruluna sunulan projeler, ek belgelerle tamamlanarak onaylandı. Bugün gelinen noktada sahadaki ilerleme yüzde 60’a ulaşmış durumda” ifadelerini kullandı.
Bozbey, restorasyon projesinin 14 Mart 2024’te, restitüsyon projesinin 28 Haziran 2024’te, rekonstrüksiyon ile güçlendirme projelerinin ise 9 Aralık 2024’te Koruma Kurulu’ndan onay aldığını ifade etti. Tüm aşamaların resmi belgelerle kayıt altına alındığını vurgulayan Bozbey, sürecin şeffaf ve denetlenebilir şekilde yürütüldüğünü belirtti.

“Sözleşme Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından iptal edildi.”
Bozbey, birkaç gün önce Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden gelen resmi yazıyla sözleşmenin tek taraflı biçimde feshedildiğinin kendilerine bildirildiğini söyledi. Feshe gerekçe olarak 13. maddenin gösterildiğini aktaran Bozbey, “‘Bundan sonra çalışmaları biz yürüteceğiz’ denildi. Ancak müteahhit yaklaşık altı aydır sahada aktif olarak çalışıyor, hak edişlerini almış durumda ve işi bir an önce tamamlamak için yoğun çaba harcıyordu” ifadelerini kullandı. İhalenin toplam bedelinin 97 milyon lira olduğunu, bugüne kadar 86 milyon liralık kısmının ödendiğini aktaran Bozbey, minare projeleri dahil tüm çalışmaların koruma kurulu onaylı olduğunu vurguladı.
Antakya Ulu Camii’nin adını Bursa’daki Ulu Camii’nden aldığını anımsatan Bozbey, Bursa’nın bu esere sahip çıkmasının hem tarihsel hem de vicdani bir yükümlülük olduğunu vurguladı. “Biz cami yapmayı siyasi gösteriye dönüştürmeyiz. Yaptığımız eser konuşur, insanlar ibadet eder” diyen Bozbey, sürecin CHP ya da AK Parti meselesi değil, insanlık ve kültürel miras meselesi olduğu ifadelerini kullandı.
Yetkililere seslenen Bozbey, yanlış karardan bir an önce vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, “Bu yapı Antakya halkına aittir. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak konuya en yüksek hassasiyetle yaklaşıyoruz ve caminin tamamlanması için kararlılığımız sürecek. Kaynağımız hazır, izin verilsin projeyi biz tamamlayalım” şeklinde konuştu.
Haber: Sultan Denli



