Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk, Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Eğilmez Kocabıyık ve Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Mikail Özdemir’in katıldığı toplantıda, dünyada üçüncü ölüm nedeni olan KOAH’ın yükünü azaltmaya katkı sağlayacak erken uyarı modeli ele alındı. Gaziantep’te başlayan çalışmayla hastaların iklim ve çevre kaynaklı risklere karşı önceden bilgilendirilmesi ve koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.
İklim değişikliğinin ve çevresel risklerin solunum sağlığı üzerindeki etkilerini azaltmaya katkı sağlamak amacıyla geliştirilen proje kapsamında, hava koşulları ve hava kalitesi verileri sağlık verileriyle birlikte değerlendirilecek. Gaziantep’te geliştirilecek erken uyarı modelinin yerel ihtiyaçlara uyarlanarak diğer illere yayılması amaçlanıyor.
HEDEF BİLGİYİ ERKEN UYARIYA, ERKEN UYARIYI KORUYUCU HİZMETE DÖNÜŞTÜRMEK
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 3,6 milyar insan, iklim değişikliğine karşı yüksek derecede kırılgan bölgelerde yaşıyor. Aşırı sıcak ve soğuk, hava kirliliği ve toz taşınımı, solunum hastalıklarını ağırlaştırarak sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyacı artırabiliyor. Dünya genelinde 2023 yılında 3,6 milyon kişinin yaşamını yitirmesine neden olan KOAH, ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. Türkiye’de ise KOAH’ın da içinde bulunduğu solunum sistemi hastalıkları, TÜİK’in 2025 verilerine göre tüm ölümlerin yüzde 15,1’ini oluşturarak üçüncü sırada bulunuyor.
İklimden Nefese projesi kapsamında sıcaklık, nem, hava kalitesi, toz taşınımı ve sağlık verileri birlikte değerlendirilerek KOAH hastaları için riskli günleri önceden belirleyen bir erken uyarı modeli geliştirilmesi hedefleniyor. Projenin ilk fazında gerçekleştirilen ve çevresel koşulların sağlık üzerindeki etkilerini, bu etkilerin ne kadar süre sonra ortaya çıktığını inceleyen araştırmanın bulguları, modelin geliştirilmesine temel oluşturuyor.
Meteoroloji sistemleri ve e-Nabız ile entegre çalışması hedeflenen erken uyarı sistemiyle KOAH hastalarının sağlıklarını olumsuz etkileyebilecek zamanlarda gerekli önlemleri alarak günlerini güvenle planlayabilmesi, hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının da olası hasta yoğunluğuna karşı hazırlıklı olması amaçlanıyor. Gaziantep’te geliştirilecek modelin, doğrulama ve pilot uygulama süreçlerinin ardından farklı illerin koşullarına uyarlanarak yaygınlaştırılması planlanıyor.
GAZİANTEP’TE İLK BULGULAR, ÖZELLİKLE 65 YAŞ ÜSTÜ KOAH HASTALARI İÇİN ERKEN UYARININ ÖNEMİNE İŞARET EDİYOR
Gaziantep, toz taşınımına açık konumu, sıcak ve kurak yazları ve hava kirliliğinin solunum sağlığı üzerindeki etkileri nedeniyle İklimden Nefese projesinin başlangıç noktası olarak seçildi. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün bölgesel değerlendirmesine göre Türkiye genelinde yılda ortalama 9,2 olan güçlü veya aşırı tozlu gün sayısı, Gaziantep’in de yer aldığı Güneydoğu bölgesinde yaklaşık 25’e ulaşıyor.
Projenin bilimsel ayağını oluşturan İklimden Nefese projesi kapsamında yapılan araştırmanın ilk bulguları da koruyucu sağlık yaklaşımının önemini ortaya koyuyor. Gaziantep’te 2023–2025 dönemine ait 38.791 solunum hastalığı başvuru ve yatış kaydının incelendiği araştırmada, 12.883 kaydın KOAH ile ilişkili olduğu belirlendi. KOAH kayıtlarının yüzde 56,7’sini 65 yaş üzerindeki kişiler oluştururken, günlük ortalama başvuru ve yatış sayısı kış aylarında yazın 1,49 katına çıktı. Bu bulgular, özellikle ileri yaştaki KOAH hastaları için riskli dönemlere hazırlığın ve sağlık hizmetlerini bu doğrultuda planlamanın önemini belirtiyor.
‘ÇOCUKLARIMIZI, YAŞLILARIMIZI KORUMAK VE GELECEK NESİLLERE SAĞLIKLI BİR ŞEHİR BIRAKMAK İÇİN BURADAYIZ’
Dünyanın bizlere emanet olduğunu ve bu emaneti korumanın hepimizin sorumluluğu olduğunu belirten Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin İklimden Nefese Projesi hakkında şunları söyledi:
“İklim değişikliği konusunda artık çok şey biliyor, çok şey konuşuyoruz. Şimdi bu bilgiyi eyleme dönüştürmemiz gerekiyor. Çocuklarımızı, yaşlılarımızı korumak ve gelecek nesillere sağlıklı bir şehir bırakmak için bugün buradayız. Ben de kendime sürekli torunuma nasıl bir miras bırakacağımı soruyorum. Buna vereceğimiz cevabı, bugün attığımız adımlarla hazırlıyoruz. İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini azaltmak için Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk’ün belirttiği bu çok kritik üç kavramın altını ben de özellikle çizmek istiyorum: Öngörmek, önlemek ve ölçmek. Aşırı hava olayları, toz taşınımı ve su kaynakları üzerindeki baskı, şehirlerimizi yeni koşullara hazırlamamızı gerektiriyor. Bütün bu çalışmaların merkezinde, bu şehirde yaşayan her bir insanın sağlığı ve yaşamı var. Babam da KOAH hastasıydı, nefes alamamanın bir insana neler yaşatabildiğini onunla birlikte gördüm. Bu nedenle KOAH’ı ve iklim değişikliğinin bu hastalık üzerindeki etkilerini ayrıca önemsiyorum. Kimsenin KOAH olmasını, bu acıyı yaşamasını istemiyorum. İklimden Nefese projesini, çevresel koşullarla sağlığı birlikte ele alması ve bilimsel bilgiyi koruyucu adımlara dönüştürmeyi hedeflemesi bakımından çok kıymetli buluyorum. Bugün bu masada kamu, bilim dünyası, özel sektör ve sivil toplum bir aradayız. Bu bir ekip işi, birlikte düşünecek, birlikte çözüm üretecek ve birlikte harekete geçeceğiz. Gaziantep’i daha sağlıklı ve dirençli bir geleceğe taşımak için çalışmayı sürdüreceğiz.”
‘HAVADAKİ KÜÇÜK DEĞİŞİMLER KOAH HASTALARI İÇİN DOĞAL AFET ETKİSİ YARATABİLİYOR’
Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk, projenin çıkış noktasını ve hedefini şöyle anlattı:
“İklimden Nefese projesi şöyle doğdu: Bakanlığımızın Türkiye’deki kronik hava yolu hastalıklarını önleme programından yola çıkarak bir adım atalım ve bu programı nasıl aksiyona dönüştürebileceğimizi birlikte değerlendirelim istedik. TÜSEB ile bir araya geldik. Kamu paydaşlarını, hekimlerimizi ve hasta derneklerini bir araya getirerek yola çıktık. Bu çalışmayı projelendirelim dedik. Projelendirme aşamasında TÜSEB’e 52 başvuru yapıldı. Bu başvurulardan biri de iklim koşullarının KOAH hastaları üzerindeki etkisiyle ilgiliydi. KOAH’ı kısaca özetlemek gerekirse, hastaların yaşadığı zorlukları şöyle anlatabilirim: Derin bir nefes almaya çalışın ve bunu yalnızca bir pipet aracılığıyla yapmaya çalıştığınızı düşünün. İşte KOAH hastalarının yaşadığı zorluk tam olarak bu. İklim değişikliğinden söz ettiğimizde genellikle doğal afetleri gündeme getiriyoruz. Ancak bazen havadaki partikül seviyelerinde, tozdaki küçük bir artış, nemin hafif yükselmesi ya da sıcaklığın artması KOAH hastaları için doğal afet etkisi yaratabiliyor. Biz de burada hastalığın etkilerini önceden nasıl daha öngörülebilir hale getirebiliriz, hastanın gününü acilde geçirmek yerine evinde daha sağlıklı bir şekilde geçirmesini nasıl sağlayabiliriz, bunlar üzerinde çalıştık. Umarım hem Türkiye’ye hem de tüm dünyaya fayda sağlayacak bir proje ortaya çıkar. Sağlık sistemi artık tek bir kurumun tek başına başarabileceği bir yapıda değil. Günümüzde kurumlar arasında iş birliği gerekiyor. Özel sektörün, kamunun, bilim insanlarının ve hasta derneklerinin birlikte çalışmasıyla inovasyon ortaya çıkıyor. İnovasyon artık yalnızca bir molekülün keşfinden ibaret değil; sağlık sisteminde de inovasyonun değerlendirilmesi üzerine kurulu bir anlayış söz konusu. Bu nedenle hep birlikte çalışmamız gerekiyor. Gaziantep’in vizyonunu, yaşadığı zorluklara rağmen ön plana çıkmasını ve özellikle Belediye Başkanımızın vizyonunu değerlendirdiğimizde, buranın proje için çok doğru bir seçim olduğunu düşünüyoruz. COP31’de de bu konuyu ele alacağız. Yaptıklarımızı tüm dünyaya sunacağız. Umarım herkes için çok iyi bir örnek olur.”
‘İKLİM KRİZİ AYNI ZAMANDA BİR SAĞLIK KRİZİDİR’
Yuvam Dünya Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Eğilmez Kocabıyık, iklim krizinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek şunları söyledi: “İklim krizi yalnızca çevremizi değil, doğrudan sağlığımızı ve yaşam koşullarımızı değiştiriyor. Artan sıcaklıklar, değişen nem oranları, uzayan polen mevsimleri ve aşırı hava olayları, solunum yolu hastalıklarından kalp ve damar hastalıklarına, ruh sağlığından bulaşıcı hastalıklara kadar pek çok alanda riskleri artırıyor. Bu etkilerden özellikle çocuklar, ileri yaştaki bireyler ve kronik hastalıklarla yaşayanlar daha fazla etkileniyor. Yuvam Dünya olarak uzun zamandır vurguladığımız gibi, iklim krizi aynı zamanda bir sağlık krizidir. Bu nedenle sera gazı emisyonlarını azaltmak kadar, değişen iklim koşullarına uyum sağlamayı da önceliklendirmeliyiz. Şehirlerimizi, yaşam alanlarımızı ve sağlık sistemlerimizi bu yeni koşullara hazırlamak zorundayız.
İklim Kliniği programımız kapsamında hayata geçirdiğimiz İklimden Nefese projesiyle, bilimsel bilgiyi koruyucu sağlık uygulamalarına dönüştürmeyi hedefliyoruz. Gaziantep’te başlayan bu çalışmanın, farklı şehirlerin ihtiyaçlarına uyarlanabilecek bir modele dönüşmesini ve iklim değişikliğine uyum politikalarına katkı sunmasını amaçlıyoruz.”
‘ERKEN UYARI MEKANİZMALARIYLA HASTALARIMIZI VE BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETLERİMİZİ GÜÇLENDİRMEYİ HEDEFLİYORUZ’
Araştırmanın bulgularını ve projenin yol haritasını anlatan Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Mikail Özdemir şunları söyledi:
2023–2025 dönemine ait yaklaşık 39 bin solunum yolu başvurusunu incelediğimizde bunların üçte birinden fazlasının doğrudan KOAH ile ilişkili olduğunu gördük. Özellikle kış aylarında başvuruların 1,5 kata yakın artması ve vakaların yarısından fazlasının 65 yaş üstü kırılgan nüfustan oluşması, bize proaktif bir koruyucu sağlık modelinin şart olduğunu gösteriyor. Bölgemiz, coğrafi yapısı gereği toz taşınımına ve ani hava değişimlerine sıkça maruz kalıyor. Bu projeyle hedefimiz, hastalarımızın acil servislere veya yoğun bakımlara başvurmasını beklemek değil, iklim ve hava kalitesi verilerini önceden okuyarak KOAH alevlenmelerini henüz başlamadan önlemektir. Sahada birinci basamak sağlık hizmetlerimizi ve hastalarımızı erken uyarı mekanizmalarıyla güçlendirdiğimizde hem bireysel yaşam kalitesini koruyacak hem de sağlık sistemi üzerindeki akut yükü önemli ölçüde hafifleteceğiz.”
BİR HASTANIN KÖTÜLEŞMESİNİ ÖNLEMEK, SAĞLIK SİSTEMİNİN YÜKÜNÜ DE AZALTIYOR
KOAH’ın ağırlaşmasının bedeli, hastane faturasıyla sınırlı kalmıyor. Acil başvurular, tekrarlayan yatışlar ve yoğun bakım ihtiyacı sağlık kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. Hastaların günlük yaşamdan ve iş hayatından uzaklaşması, yakınlarının üstlendiği bakım sorumluluğu ve iş gücü kayıpları ekonomik yükü büyütüyor. Bu yükü hasta, ailesi ve sağlık sistemi birlikte taşıyor. Erken uyarı sistemiyle hastalığın ağırlaşmasının önüne geçilmesi, acil servis başvurularının ve hastane yatışlarının azaltılmasına katkı sağlanması amaçlanıyor. İklimden Nefese Projesi ile hedeflenen koruyucu yaklaşım, tedavi giderlerinin azalmasının yanı sıra hastaların yaşamlarını daha güvenle sürdürmesini, ailelerin bakım yükünün hafiflemesini ve sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasını desteklemeyi hedefliyor.
İKLİMDEN NEFESE, COP31’DE DÜNYAYLA PAYLAŞILACAK
İklimden Nefese projesi ve ilk araştırma bulguları, 9 Kasım’da Antalya’da COP31 kapsamında uluslararası kamuoyuyla paylaşılacak. İklim ve sağlık verilerini koruyucu hizmetlere dönüştürmeyi amaçlayan proje, kronik hastalıklarla yaşayan insanların iklim risklerine karşı korunmasını gündeme taşıyacak. Gaziantep’te farklı kurumların ortak çalışmasıyla geliştirilen modelin, iklim değişikliğine uyumda sağlık odaklı çözümlere ve uluslararası deneyim paylaşımına katkı sunması amaçlanıyor.
Kaynak: DHA




