Ana SayfaKöşe Yazılarımız“KRİZ YOKSA SORUN DA YOKTUR” VARSAYIMI

“KRİZ YOKSA SORUN DA YOKTUR” VARSAYIMI

Toplumlarda, kurumlarda ve hatta günlük hayatımızda sıkça karşılaşılan bir düşünce biçimi vardır: “Ortada bir kriz görünmüyorsa her şey yolundadır.” İlk bakışta mantıklı gibi görünen bu yaklaşım, aslında birçok sorunun büyümesine ve derinleşmesine neden olabilmektedir. Çünkü sorunlar her zaman büyük bir kriz olarak ortaya çıkmaz. Çoğu zaman sessizce büyür, birikir ve gerekli önlemler alınmadığında ciddi sonuçlar doğurur.

-SPONSORLU-


Bir ev düşünelim. Çatısından küçük bir su damlası sızıyor olsun. Ev sahibi “Henüz tavan çökmedi, demek ki sorun yok” diye düşünürse, zamanla bu küçük sızıntı büyük bir hasara dönüşebilir. Duvarlar nemlenir, boya dökülür, ahşap çürür ve sonunda çok daha yüksek
maliyetli bir tamirat gerekir. Oysa sorun, kriz haline gelmeden önce fark edilip çözülseydi hem zaman hem de para kaybı yaşanmayacaktı.
Ekonomide de benzer durumlar görülür. Enflasyonun yavaş yavaş yükselmeye başlaması, işsizliğin belirli sektörlerde artması veya vatandaşların alım gücünün yavaşça azalması başlangıçta büyük bir kriz olarak algılanmayabilir. Ancak bu gelişmeler uzun süre göz ardı
edilirse, ilerleyen dönemlerde çok daha ağır ekonomik sıkıntılar ortaya çıkabilir. Krizler genellikle bir anda ortaya çıkmış gibi görünür. Gerçekte ise çoğu krizin arkasında yıllar boyunca birikmiş ve zamanında çözülmemiş sorunlar bulunur. Sağlık alanı bu durumun en açık örneklerinden biridir. İnsanlar kendilerini iyi hissettikleri sürece sağlıklarının yerinde olduğunu düşünürler. Oysa bazı hastalıklar uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Düzenli kontrollerin amacı da tam olarak budur. Hastalık kriz seviyesine ulaşmadan önce tespit edilirse tedavi çok daha kolay olur. Doktora yalnızca ciddi ağrılar başladığında gitmek, sorunun büyümesini beklemek anlamına gelir.
Aynı yaklaşım çevre sorunlarında da karşımıza çıkmaktadır. Bir gölün su seviyesi birkaç yıl boyunca yavaş yavaş düşebilir. Orman alanları her yıl küçük miktarlarda azalabilir. Hava kirliliği fark edilmeyecek ölçüde artabilir. İnsanlar günlük yaşamlarında büyük bir kriz
görmedikleri için bu gelişmeleri önemsemeyebilirler. Ancak yıllar sonra kuraklık, su kıtlığı veya ciddi çevre felaketleri ortaya çıktığında artık müdahale etmek çok daha zor hale gelir. Kurumlarda ve işletmelerde de benzer bir yanılgı vardır. Satışlar halen devam ediyor,
çalışanlar işlerine geliyor ve şirket faaliyet gösteriyorsa her şeyin yolunda olduğu düşünülebilir. Ancak müşteri memnuniyetindeki küçük düşüşler, çalışanların motivasyon kaybı veya teknolojik gelişmelere ayak uyduramama gibi sorunlar zamanında fark edilmezse
işletme gelecekte büyük zorluklarla karşılaşabilir. Başarılı kurumlar genellikle kriz çıktıktan sonra değil, kriz oluşmadan önce önlem alan kurumlardır. Bu düşünce biçiminin arkasında insan psikolojisi de bulunmaktadır. İnsanlar genellikle acil olmayan sorunları erteleme eğilimindedir. Çünkü görünür bir tehlike yoksa harekete geçmek için yeterli motivasyon bulamayabilirler. Birçok kişi tasarruf yapmayı, sağlıklı beslenmeyi veya eğitimine yatırım yapmayı geleceğe bırakır. Ancak zaman içinde biriken küçük ihmaller daha
büyük sorunlara dönüşebilir.

Siyaset ve kamu yönetiminde de “kriz yoksa sorun yoktur” anlayışı zaman zaman etkili olabilmektedir. Vatandaşların günlük hayatını etkileyen bazı yapısal problemler uzun süre görünmez kalabilir. Eğitim kalitesindeki düşüş, şehir planlamasındaki eksiklikler veya altyapı
yatırımlarındaki yetersizlikler başlangıçta büyük bir kriz yaratmayabilir. Ancak yıllar sonra bu alanlarda oluşan eksikliklerin topluma maliyeti çok daha yüksek olabilir. Aslında gelişmiş yönetim anlayışlarının temelinde tam tersine bir yaklaşım bulunmaktadır. Modern yönetim sistemleri, sorunları kriz haline gelmeden tespit etmeyi amaçlar. Risk analizi, erken uyarı sistemleri, düzenli denetimler ve performans ölçümleri bu nedenle uygulanmaktadır. Amaç, yangın çıktıktan sonra müdahale etmek değil, yangının çıkmasını önlemektir. Toplum olarak çoğu zaman büyük olaylara odaklanıyoruz. Oysa büyük krizler genellikle küçük işaretlerle kendilerini önceden belli ederler. Önemli olan bu işaretleri görebilmek ve zamanında harekete geçebilmektir. Sorunların görünür hale gelmesini beklemek, çözüm maliyetini artırır. Erken müdahale ise hem kaynak tasarrufu sağlar hem de daha sağlıklı sonuçlar ortaya çıkarır. Sonuç olarak, “kriz yoksa sorun da yoktur” varsayımı oldukça yanıltıcı bir düşüncedir. Sorunların varlığı için mutlaka bir krizin yaşanması gerekmez. Aksine, gerçek başarı sorunları
kriz seviyesine ulaşmadan fark edip çözebilmektir. İster aile hayatında ister ekonomide ister sağlıkta ya da kamu yönetiminde olsun; geleceği güvence altına alan yaklaşım, sessizce büyüyen sorunları zamanında görebilme becerisidir. Çünkü krizler çoğu zaman aniden ortaya çıkmaz; uzun süre ihmal edilen sorunların sonunda görünür hale gelmesinden başka bir şey değildir.

ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar

Yazar

Yazıyı beğendiniz mi? Paylaşarak yakın çevrenizin de görmesini ister misiniz?
Editörün Seçtikleri

En Çok Okunan Haberler

Son Yorumlar