T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından “İletişim Yüzyılı Güçlü İletişim, Etkin Kamu Eğitimi” kapsamında düzenlenen “Dezenformasyonla Nasıl Mücadele Edilir?” konulu seminer, Bursa’da gerçekleştirildi. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi (AKKM) Yıldırım Bayezid Salonu’nda gerçekleştirilen programa kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, iletişim alanında görev yapanlar ve davetliler katılım sağladı.
Seminerin açılış konuşmasını Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Kevser Öztürk gerçekleştirdi. Öztürk, konuşmasında 21. yüzyılda bilgi ve iletişimin tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar hızlı yayıldığını vurguladı. Günümüzde basın ve iletişim sektörünün yalnızca bilgi aktaran bir alan olmaktan çıktığını belirten Öztürk, iletişimin toplumların ortak hafızasını şekillendiren, kamuoyu oluşumuna yön veren ve demokrasinin temel damarlarını besleyen önemli bir güç haline geldiğini belirtti.

Dijitalleşmeyle birlikte bilgiye erişimin hız kazanmasının yanı sıra gerçeğin ayırt edilmesinin de zorlaştığına işaret eden Öztürk, bu durumun iletişim alanında önemli bir sorumluluk ortaya çıkardığını söyledi. Öztürk, dezenformasyon ve bilgi kirliliğiyle mücadelede doğru, güvenilir ve sorumluluk bilinci yüksek bir iletişim anlayışının önemine dikkat çekerek, toplumun doğru bilgilendirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.
Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun ise iletişimin yalnızca bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını ifade etti. İletişim ile “iletmek” kavramlarının birbirinden farklı olduğuna vurgulayan Altun, iletişimin karşılıklı bilgi ve anlayış süreci olduğunu ifade etti. İletişimin tek taraflı bir aktarım olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Altun, “Yazdım, paylaştım, anlattım, konuştum, bitti” anlayışının doğru olmadığını belirterek, iletişimde karşı taraftan gelecek geri dönüşün de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Altun, iletişimin monologdan diyaloğa geçen bir süreç olduğunu vurgulayarak özellikle kamu hizmetlerinde vatandaşla kurulan iletişimin büyük önem taşıdığını dile getirdi.
Günümüzde iletişim denildiğinde çoğunlukla dijital platformların akla geldiğini belirten Altun, gazeteler, dergiler, online platformlar ve sosyal medyanın önemli iletişim araçları olduğunu ancak kurum içindeki yüz yüze iletişimin de son derece güçlü ve etkili olduğunu vurguladı. Kamu kurumlarında öncelikle çalışanlar arasındaki iletişimin güçlü olması gerektiğini ifade eden Altun, kurum içindeki sağlıklı iletişimin vatandaşla kurulan iletişime de doğrudan yansıyacağını söyledi.

“KAMU ÇALIŞANLARI DEVLET İLE VATANDAŞ ARASINDA BAĞI KURAN ÖNEMLİ BİR UNSUR”
Kamu çalışanlarının devlet ile vatandaş arasındaki bağı kuran önemli bir unsur olduğunu vurgulayan Altun, vatandaşla iletişimde yapılan hizmetlerin amacının ve sağlayacağı faydanın açık şekilde anlatılması gerektiğini söyledi. Altun, kamu kurumlarının gerçekleştirdiği hizmetlerde vatandaşa “Sizin için bunu yaptık, bu tedbirleri sizin için aldık, bu icraatları sizin için yaptık” anlayışıyla yaklaşılması gerektiğini ifade ederek, vatandaşın yapılan çalışmaların kendisine sağlayacağı faydayı bilmesinin güven duygusunu güçlendireceğini belirtti.
Güven duygusunun güçlü iletişimle oluşturulabileceğine dikkat çeken Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı öncülüğünde Türkiye genelinde iletişimin nasıl olması gerektiğine ilişkin eğitim ve seminerlerin sürdürüldüğünü ifade etti. Altun, Bursa’da gerçekleştirilen eğitim programının katılımcılara fayda sağlamasını dileyerek, kamu hizmetlerinde vatandaşlarla etkili iletişim ve güçlü bağların kurulması temennisinde bulundu.
Osmanlı’nın ilk başkenti Bursa’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Şahin, iletişimin değişen dünyada stratejik bir sorumluluk alanı haline geldiğini belirtti. İletişimi yalnızca haber, televizyon, gazete ve sosyal medya üzerinden değerlendirmenin yeterli olmadığını kaydeden Şahin, doğru bilginin toplumla buluşturulmasının ve Türkiye’nin ulusal ve uluslararası alanda doğru anlaşılmasının önemini vurguladı.

Günümüzde iletişim alanındaki rekabetin yalnızca içerik üretimiyle sınırlı kalmadığını belirten Şahin, gündemin ve anlamın şekillendirilmesinin de bu mücadelenin bir parçası olduğunu ifade etti. Özellikle kriz dönemlerinde manipülatif görüntülerin ve kasıtlı olarak üretilen içeriklerin kısa sürede toplumsal endişeye yol açabildiğine dikkat çeken Şahin, bilgi kirliliğinin doğru ile yanlışı ayırt etmeyi zorlaştırdığını söyledi. Şahin, bu sürecin “infodemi” olarak adlandırıldığını belirterek, hakikatin esas alındığı bir iletişim anlayışının önemine işaret etti.
“DOĞRU BİLGİYE ERİŞİMİN GUVENCE ALTINA ALINMASI ÖNCELİKLER ARASINDA”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının çalışmalarına değinen Şahin, yanlış haberlerin düzeltilmesi, toplumsal güvenin korunması ve kamu düzeninin güçlendirilmesi için gayret gösterdiklerini ifade etti. Doğru bilgiye erişimin güvence altına alınmasının öncelikleri arasında yer aldığını belirten Şahin, dezenformasyonla mücadelenin yalnızca bilgi kirliliğini önlemekten ibaret olmadığını, aynı zamanda hakikatin ve millî güvenliğin korunması açısından da önem taşıdığını dile getirdi. Şahin, kamuoyunun doğru zamanda ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesi, kurumlar arasında güçlü koordinasyon sağlanması ve iletişim politikalarında tutarlı bir yaklaşım benimsenmesi için çalışmaların sürdüğünü belirtti.
Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte bilgiye erişim süreçlerinin de değiştiğini belirten Şahin, algoritmaların kullanıcıların karşısına çıkardığı içeriklerin her zaman doğru bilgiyi yansıtmayabileceğini ifade etti. Yapay zekâ araçlarının akademik çalışmalardan günlük bilgi edinme süreçlerine kadar geniş bir alanda kullanıldığını hatırlatan Şahin, bu araçlar aracılığıyla sunulan bilgilerin doğruluğunun önemine dikkat çekti.
Şahin, daha adil bir dünya hedefinin dijital dünyayı ve yapay zekâ modellerini de kapsaması gerektiğini belirterek, toplumsal uzlaşıyı destekleyen ve insanî değerleri öne çıkaran bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin uluslararası meselelerde sözünü söyleyen, haksızlıklar karşısında tutum ortaya koyan ve insanî değerleri savunan bir ülke olma iradesini sürdürdüğünü ifade eden Şahin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Daha adil bir dünya mümkün” sözünü hatırlattı.
haber:sultan denli




