Ana SayfaSiyasetSaadet Partisi Bursa İl Başkanlığı dün akşam Kent Meydanı'nda nöbetteydi

Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı dün akşam Kent Meydanı’nda nöbetteydi

Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, İsrail’in uluslararası sularda Özgürlük Filosu’na düzenlediği saldırıya sert tepki gösterdi. Gürsel, “Bu saatten sonra suskunluk mazluma ihanettir.” dedi. Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, İsrail güçlerinin uluslararası sularda Özgürlük Filosu’na düzenlediği saldırı ve aralarında milletvekillerinin de bulunduğu 92 kişinin alıkonulmasına ilişkin sert bir açıklama yaptı. Gürsel’in açıklaması […]

Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, İsrail’in uluslararası sularda Özgürlük Filosu’na düzenlediği saldırıya sert tepki gösterdi. Gürsel, “Bu saatten sonra suskunluk mazluma ihanettir.” dedi.

Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, İsrail güçlerinin uluslararası sularda Özgürlük Filosu’na düzenlediği saldırı ve aralarında milletvekillerinin de bulunduğu 92 kişinin alıkonulmasına ilişkin sert bir açıklama yaptı. Gürsel’in açıklaması şu şekilde:

“Bugün, uluslararası kamuoyunun gözleri önünde bir kez daha insanlığa, hukuka ve vicdana karşı işlenmiş ağır bir suçla karşı karşıyayız.

Siyonist İsrail, uluslararası sularda seyrederken Özgürlük Filosu’na saldırmış; vicdanı temsil eden bu yolculukta, aralarında milletvekillerimizin de bulunduğu toplam 92 kişi alıkonulmuştur. Bu saldırı, denizde işlenen bir suç olmanın ötesinde, yıllardır süregelen siyasal ve ahlaki çöküşün yeni bir tezahürüdür.

Şunu açıkça ifade ediyoruz: Siyonist İsrail’in zulmü 7 Ekim ile başlamamıştır. 1948’den beri süregelen işgal, zorla göç ettirmeler, genişletilmiş yerleşim politikaları, saldırılar ve katliamlar; bu coğrafyada nesiller boyunca devam etmiştir. Bu tarihsel süreç, sadece Filistin halkına değil, bölgeye ve insanlığın vicdanına karşı işlenmiş uzun soluklu bir suçu temsil etmektedir.

Millet olarak yıllardır yaptığımız şey bellidir: Meydanlara çıktık, yürüdük, protesto ettik, boykot ettik, sloganlarla lanetledik. Halkımızın öfkesi, dayanışması ve vicdanı ortadadır; fakat açıkça söylemeliyiz ki sokak hareketleri, protestolar ve gönülden atılan sloganlar tek başına bu zulmü durdurmaya yetmemiştir. Mazlumun sesi olmak, iktidarları harekete geçirmekle mümkündür.

Merhum Necmettin Erbakan Hocamızın ifadesiyle: “İsrail laftan değil, güçten anlar.”

Bu sözün anlamı bugün her zamankinden daha nettir. Devletler; diplomatik baskı, ekonomik yaptırımlar, ticari ilişkilerin kesilmesi, diplomatik bağların askıya alınması ve uluslararası platformlarda açık teşhir yoluyla güçlerini ortaya koymalıdır. 1997 Refah-Yol döneminde ortaya konan irade ve uygulamalar göstermiştir ki, hükümetler gerçekten harekete geçtiğinde somut sonuçlar alınabilmektedir. O nedenle önce kendi iktidarımıza, sonra uluslararası aktörlere bu iradeyi gösterecek adımları dayatmalıyız.

Bugüne dek dünyanın birçok yerinden vicdan sahipleri, aktivistler ve sivil toplum örgütleri birleşerek çeşitli inisiyatifler yürütmüştür. Sumud ruhuyla gerçekleştirilen girişimler, Hanzala ve benzeri Vicdan Gemileri, Özgürlük Filoları bunun örneklerindendir. Yaklaşık elli ülkeyi kapsayan ve toplamda 500’ü aşkın aktivistin katıldığı bu girişimler, dünyada halkların vicdanının nasıl ayağa kalktığını göstermiştir.

Bugün Özgürlük Filosu’na düzenlenen saldırı ve aralarında milletvekillerinin bulunduğu 92 kişinin alıkonulması, bu birlikteliğin ve dayanışmanın hedef alındığının açık delilidir.

Bu bağlamda taleplerimiz nettir:
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti derhal harekete geçmelidir.
Sözle yetinilmemeli; diplomasi, ekonomik tedbirler ve caydırıcı adımlar hızla devreye sokulmalıdır.

Mesele basittir:
Tam tecrit,
Tam ambargo,
Tam yaptırım,
Sıfır ilişki ve iş birliği.

Biz Millî Görüş olarak, insanlığın vicdanını savunmaya devam edeceğiz. Zulme karşı duruşumuz, ne ideolojik bir söylem ne de yalnızca bir retoriktir; bu, insan onurunu savunma iradesidir. İsrail, yalnızlaştırıldığı ve yaptırımlarla karşılaştığı ölçüde bu tür vahşetleri sürdüremeyecektir. O nedenle önce kendi iktidarlarımızı harekete geçirerek, uluslararası kurumları ve devletleri sorumluluk almaya zorlamalıyız.

Milletvekillerimiz sadece halkın iradesini değil, vicdanını da temsil etmek için oradadır.

Bu bağlamda Siyonist İsrail, sadece milletvekillerimizi değil; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin itibarını ve milletimizin vicdanını alıkoymuştur.

Bu saatten sonra suskunluk, mazluma ihanettir.
Tüm siyasi partileri, sivil toplum kuruluşlarını, vicdan sahibi yurttaşlarımızı ve uluslararası aktörleri sorumluluk almaya, güçlerini mazlumun yanında kullanmaya çağırıyoruz.

Saygıyla duyurulur.”

Hamza Gürsel
Saadet Partisi Bursa İl Başkanı

Yazar

Yazıyı beğendiniz mi? Paylaşarak yakın çevrenizin de görmesini ister misiniz?
Editörün Seçtikleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

En Çok Okunan Haberler

Son Yorumlar