Yaşam, yalnızca zamanın akışından ibaret değildir; aynı zamanda değişimin, cesaretin ve emeğin sınandığı uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta ödül, yerinde sayanlara değil; yürümeyi, aramayı ve üretmeyi sürdürenlere verilir.
Yaşam, durağanlığı sevmez. Doğada da böyledir, toplumlarda da… Akan su temiz kalır, işlemeyen demir paslanır, kullanılmayan bilgi unutulur. İnsan da toplum da hareket ettiği, düşündüğü, ürettiği ve kendini yenilediği ölçüde gelişir. Bu nedenle “Yaşam, duranları değil yürüyenleri ödüllendirir.” sözü, yalnızca bireyler için değil, toplumlar ve siyaset için de önemli bir gerçeği dile getirir.
Toplumların tarihi incelendiğinde ilerlemeyi sağlayanların, değişimden korkmayan insanlar olduğu görülür. Bilim insanları, sanatçılar, öğretmenler, işçiler, çiftçiler ve girişimciler… Hepsi ortak bir özellik taşır: Yerlerinde saymayı kabul etmezler. Daha iyisini ararlar, daha güzelini kurmaya çalışırlar. Çünkü gelişme, konfor alanında bekleyerek değil; emek vererek, risk alarak ve yeni yollar açarak gerçekleşir.
Siyasal yaşamda da durum farklı değildir. Demokrasi, sürekli canlı tutulması gereken bir yönetim biçimidir. Halkın yönetime katılması, düşüncelerini özgürce ifade etmesi, eleştirmesi ve çözüm üretmesi toplumun yürümesini sağlar. Sessiz kalan, sorgulamayan ve yalnızca seyreden toplumlar zamanla haklarını da geleceklerini de yitirme riskiyle karşı karşıya kalır. Buna karşılık, hukukun üstünlüğünü, adaleti, eğitimi ve bilimi önceleyen toplumlar daha sağlam adımlarla ilerler.
Ancak yürümek, her değişimi sorgusuz kabul etmek anlamına gelmez. Asıl yürüyüş; aklın, bilimin ve ortak vicdanın rehberliğinde gerçekleşen ilerlemedir. Bazen yanlış yollardan dönmeyi bilmek de yürümektir. Çünkü inatla aynı yerde kalmak ya da yanlışta ısrar etmek, hareket etmek değil, zaman yitirmektir.
Bugün dünyada söz sahibi olan ülkeler, geçmişte büyük zorluklar yaşamış olsalar da eğitimden, bilimden, üretimden ve özgür düşünceden vazgeçmeyen ülkelerdir. Onları ödüllendiren, şans değil; kararlılıkla sürdürdükleri yürüyüştür.
Sonuç olarak yaşam, bekleyenlere değil çabalayanlara; yakınanlara değil çözüm arayanlara; korkuya teslim olanlara değil umutla yürüyenlere kapılarını açar. Bireyler için de toplumlar için de gerçek ödül, emekle atılan her adımın geleceğe bıraktığı izdir. Çünkü yaşam, duranları değil, yürüyenleri ödüllendirir.
Zeki BAŞTÜRK

