Ana SayfaBursaBursa Büyükşehir'de Meclisi ikinci birleşimi gerçekleşti

Bursa Büyükşehir’de Meclisi ikinci birleşimi gerçekleşti

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nin Eylül ayı olağan toplantısının ikinci birleşimi yapıldı. Meclis üyeleri, komisyon raporları doğrultusunda farklı başlıklardaki gündem maddelerini ele aldı.

-SPONSORLU-

Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası’nda gerçekleşen birleşime, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Şahin Biba başkanlık etti.

Toplantıda BBP Grubu adına konuşan Grup Sözcüsü Haldun Filizli, konuşmasına Malazgirt Zaferi’nin Türk milletinin Anadolu’daki tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu belirterek başladı. Filizli, Malazgirt Zaferi’nin yalnızca askeri bir başarı olmadığını, milletin bağımsızlığına olan bağlılığının da önemli bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Filizli, Malazgirt Zaferi’nin milletin bu topraklardaki bin yıllık tarihinin başlangıcındaki en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ifade etti. Malazgirt’ten alınan güç ve ilhamın bugün de vatanı koruma iradesini güçlendirdiğini belirten Filizli, Büyük Birlik Partisi olarak bu ruhu yaşatmaya ve geleceği bu bilinçle inşa etmeye kararlı olduklarını dile getirdi.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM HIZLANMALI”

Konuşmasının devamında 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’ne değinen Filizli, depremin Türkiye’nin unutamayacağı ve ders çıkarması gereken büyük felaketlerden biri olduğunu söyledi. Başta Gölcük ve İzmit olmak üzere birçok bölgede binlerce vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlatan Filizli, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunun unutulmaması gerektiğine dikkat çekti.

Bursa’nın da deprem riski yüksek kentlerden biri olduğunu belirten Filizli, kentsel dönüşümün büyük önem taşıdığını ifade etti. Dönüşüm çalışmalarının vakit kaybetmeden hızlandırılması gerektiğini belirten Filizli, deprem mevzuatına uygun yapılaşmanın kararlılıkla sürdürülmesi çağrısında bulundu. Şehrin depreme hazır hale getirilmesi ve can ile mal kayıplarının en aza indirilmesi için devlet, yerel yönetimler ve vatandaşların iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğini kaydetti.

“30 AĞUSTOS BAĞIMSIZLIĞIMIZIN TESCİLİDİR”

30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla da mesaj veren Filizli, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde milletin azmi ve cesaretiyle kazanılan Büyük Taarruz Zaferi’nin bağımsızlığın tüm dünyaya tescillendiği gün olduğunu ifade etti.
Filizli, her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanan vatanın tam bağımsızlık idealine bağlı kalınarak korunmasının gelecek nesillere karşı en önemli sorumluluklardan biri olduğunu söyledi.

6 Eylül 2015’te Dağlıca’da PKK tarafından gerçekleştirilen saldırıda 16 Mehmetçiğin şehit olduğunu hatırlatan Filizli, saldırının yıl dönümünde şehitleri rahmetle, gazileri ise minnetle andı. Filizli, milletin bölünmez bütünlüğüne kasteden terör örgütünü bir kez daha lanetlediklerini belirtti.

“BU EMANETİ GELECEK KUŞAKLARA AKTARMALIYIZ”

Bursa’nın 11 Eylül 1922’de düşman işgalinden kurtuluşuna da değinen Filizli, bu tarihin Bursa için şanlı bir gün olduğunu ifade etti. Kurtuluş Savaşı’nın önemli zaferlerinden biri olarak nitelendirdiği Bursa’nın kurtuluşunun, milletin esarete asla boyun eğmeyeceğinin göstergesi olduğunu belirten Filizli, ecdadın gösterdiği direniş ve kararlılığın bu toprakların Türk yurdu olarak kalacağını tüm dünyaya ilan ettiğini söyledi.
Filizli, kendilerine düşen görevin ise bu emaneti daha ileriye taşımak ve gelecek kuşaklara aktarmak olduğunu kaydetti.

Konuşmasının önemli bölümünü 12 Eylül 1980 askeri darbesine ayıran Filizli, 12 Eylül’ü “tarihimizin kara lekelerinden biri” olduğunu vurguladı. Türkiye’nin geçmişte 27 Mayıs 1960 darbesi, 12 Mart 1971 muhtırası, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat 1997 postmodern darbesi, 27 Nisan 2007 e-muhtırası ve 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi gibi antidemokratik müdahalelerle karşı karşıya kaldığını belirten Filizli, bu süreçlerin ortak noktasının milli iradeyi zayıflatmak olduğunu belirtti.
12 Eylül darbesinin toplumsal çatışmalar ve provokasyonlarla hazırlanan bir müdahale olduğunu ileri süren Filizli, önce milletin evlatlarının birbirine düşürüldüğünü, ardından ortaya çıkan kaosun bahane edilerek darbenin gerçekleştirildiğini söyledi.
Darbenin Türkiye’ye siyasi, ekonomik ve sosyolojik açıdan ağır bedeller ödettiğini ifade eden Filizli, yüz binlerce insanın işkence gördüğünü, on binlerce kişinin gözaltına alınıp tutuklandığını ve çok sayıda vatandaşın büyük mağduriyetler yaşadığını söyledi.

AK Parti grubu adına konuşan Ecehan Mertoğlu Tan, siyasetin merkezinde insan, millet ve hizmet olduğunu vurguladı.
Yerel yönetimlerde temel hedefin vatandaşların hayatına dokunmak, sorunlara çözüm üretmek ve Bursa’yı geleceğe hazırlamak olduğunu belirten Tan, “Bursa’mızın her ilçesini, her mahallesini ve her hemşehrimizi aynı ölçüde kıymetli görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına da değinen Tan, öğrencilerin iyi bir eğitim almasının yanı sıra güvenli, huzurlu ve sağlıklı şehirlerde yetişmesinin önemine dikkat çekti.

Tan, yeni eğitim-öğretim yılının öğrenciler, öğretmenler, veliler ve tüm eğitim camiası için hayırlı olmasını dileyerek, “Çocuklarımızın yolları da açık olsun” dedi.

Konuşmasının devamında Türkiye’nin demokrasi tarihine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tan, geçmişte millet iradesinin yok sayıldığı dönemlere dikkat çekti.

Yeni Parti Grubu adına söz alan Grup Sözcüsü Yücel Akbulut, Bursa ve Türkiye gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Akbulut, konuşmasında demokrasi, hukuk, çevre ve kamu kaynaklarının korunmasına yönelik mesajlar verdi.

“DEMOKRASİ HUKUKLA GÜÇLENİR”

12 Eylül darbesinin Türkiye demokrasi tarihinin kara sayfalarından biri olduğunu belirten Akbulut, aradan 46 yıl geçmesine rağmen geçmişten ders çıkarılması gerektiğini ifade etti.

Akbulut, seçilmiş iradenin yerine askeri, sivil veya yargısal herhangi bir vesayet anlayışının geçirilmesinin Türkiye’ye fayda sağlamadığını dile getirerek, demokratik süreçlerin kişilere ve siyasi görüşlere göre değil, hukuk temelinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Demokrasi yalnızca bize verdiği zaman hakkını savunmak değildir. Aynı hukuku ve aynı özgürlükleri herkes için savunabilmektir” diyen Akbulut, demokrasinin eksiklerinin daha az demokrasiyle değil, daha fazla hukukla giderilebileceğini vurguladı.

Gürsu Dışkaya’da, geçtiğimiz yıl yangından etkilenen bölgenin yakınında planlanan maden ocağı ve kırma-eleme tesisi konusuna da değinen Akbulut, bölgedeki ormanların, su kaynaklarının ve tarım alanlarının korunması gerektiğini söyledi. Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yangından etkilenen 11,84 hektarlık alanın proje kapsamından çıkarıldığının ve söz konusu alanda madencilik faaliyetine izin verilmeyeceğinin açıklandığını hatırlatan Akbulut, bunun önemli ancak yeterli olmadığını ifade etti. Akbulut, “Yalnızca yanan 11,84 hektarın korunması değil, yanan ormanları korumak için gerekli müdahalelerin yapılması gerekiyor. Su kaynaklarını, tarım alanlarını, orada yaşayan insanları ve yaşam çevresini korumak zorundayız” diye konuştu.

Konuşmasının önemli bölümünü Uludağ’daki planlama çalışmalarına ayıran Akbulut, Uludağ’ın yalnızca turizm ve kayak merkezi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Uludağ’ın Bursa’nın su sistemi, ormanları ve ekolojik yaşamının önemli bir parçası olduğunu söyleyen Akbulut, planlarda yatak kapasitesinin artırılmasına ilişkin endişelerini dile getirdi. Akbulut, mevcut yatak kapasitesinin 3 bin 546’dan 4 bin 481’e çıkarılmasının, beraberinde daha fazla araç, yol, otopark, enerji ve altyapı ihtiyacı getireceğini ifade etti.?’ değil, ‘Uludağ daha ne kadar müdahaleyi kaldırabilir?’ olmalıdır” diyen Akbulut, turizme karşı olmadıklarını ancak turizmin Uludağ’ın doğal sınırlarına uyumlu şekilde planlanması gerektiğini ifade etti.

Bursa Çevre Otoyolu’nun özelleştirme kapsam ve programına alınmasına da tepki gösteren Akbulut, 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla yolun belirli bölümünün bağlantı yolları ve tesisleriyle birlikte özelleştirme kapsamına alındığını hatırlattı. Bursa Çevre Otoyolu’nun ücretsiz kalacağı yönündeki açıklamalara ilişkin soru işaretlerini gündeme getiren Akbulut, “Ücretsiz kalacaksa neden özelleştirme kapsamına alınıyor?diye sordu. Akbulut, yolun ücretsiz kalacağının yalnızca siyasi açıklamalarla değil, ihale şartnamesi ve sözleşmelerde açık ve bağlayıcı hükümlerle güvence altına alınması gerektiğini belirterek, gerekirse yolun özelleştirme kapsamından çıkarılmasını istedi.

“AYRICALIK İSTEMİYORUZ,ADALET İSTİYORUZ”

Konuşmasının son bölümünde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutukluluğuna değinen Akbulut, farklı belediye başkanları hakkında yürütülen soruşturma ve yargı süreçlerini örnek göstererek kanun önünde eşitlik vurgusu yaptı. Tutuklamanın istisnai bir tedbir olması gerektiğini savunan Akbulut, belediye başkanlarının görevleri nedeniyle çeşitli iddialarla karşı karşıya kalabileceğini ancak tutuklama kararlarının somut deliller ve hukuki gerekçeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.Akbulut, “Masumiyet karinesi, tutuklamanın istisna niteliği ve kanun önünde eşitlik ilkesi gereğince Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mustafa Bozbey’in tutuksuz yargılanması gerektiğini açıkça ifade ediyoruz” dedi. Farklı siyasi görüşlere mensup kişiler için farklı hukuk uygulanmaması gerektiğini vurgulayan Akbulut, “Biz ayrıcalık istemiyoruz, adalet istiyoruz. Adalet kişiye göre değil, herkese aynı hukuk uygulandığında adalettir” şeklinde konuştu.

haber: busenur şentürk

Yazar

Yazıyı beğendiniz mi? Paylaşarak yakın çevrenizin de görmesini ister misiniz?
Editörün Seçtikleri

En Çok Okunan Haberler

Son Yorumlar