Ana SayfaKöşe YazılarımızEKONOMİNİN TAMAMINDA BİR “ZAM BEKLENTİSİ KÜLTÜRÜ” OLUŞMASI

EKONOMİNİN TAMAMINDA BİR “ZAM BEKLENTİSİ KÜLTÜRÜ” OLUŞMASI

Bir ülkede enflasyon uzun süre yüksek seyrettiğinde sadece fiyatlar değişmez, insanların düşünme biçimi de değişir. İşte buna ekonomide "zam beklentisi kültürü" denir. Yani herkes, bugün olmasa bile yarın mutlaka zam geleceğini düşünmeye başlar. Bu düşünce zamanla öylesine yaygınlaşır ki, marketten alışveriş yapan vatandaştan fabrikada üretim yapan sanayiciye, küçük esnaftan büyük yatırımcıya kadar herkes kararlarını bu beklentiye göre vermeye başlar.

-SPONSORLU-


Aslında bu durum ekonomi açısından oldukça tehlikelidir. Çünkü zam beklentisi, bazen
gerçek bir maliyet artışı olmadan bile fiyatların yükselmesine neden olabilir. İnsanlar “Nasıl
olsa zam gelecek.” diye düşündüğünde, bu beklenti kendi kendini gerçekleştiren bir sürece
dönüşebilir.
Bugün birçok vatandaş maaşını aldığı gün markete koşuyor. Çünkü birkaç hafta beklediğinde
aynı ürünleri daha pahalıya alacağını düşünüyor. Eskiden insanlar ihtiyaç oldukça alışveriş
yapardı. Şimdi ise fırsat buldukça stok yapmaya çalışıyor. Deterjan, yağ, bakliyat, temizlik
malzemeleri hatta dayanıklı tüketim ürünleri bile “Bugün alayım, yarın daha pahalı olur.”
düşüncesiyle satın alınıyor.
Bu davranış ilk bakışta mantıklı gibi görünse de toplu halde yapıldığında piyasada talebi
artırıyor. Talep arttıkça bazı ürünlerde fiyatlar gerçekten yükseliyor. Böylece insanlar zam
geleceğini düşündükleri için alışveriş yapıyor, yoğun alışveriş ise gerçekten yeni zamların
önünü açıyor.
Esnaf açısından da durum farklı değil. Bir bakkal ya da market sahibi yeni ürün siparişi
verirken gelecek fiyat listesini tahmin etmeye çalışıyor. Eğer ürünün birkaç gün sonra daha
pahalı geleceğini düşünüyorsa, elindeki mevcut ürüne bile erkenden zam yapabiliyor. Çünkü
aynı ürünü yeniden yerine koymanın maliyetini hesaplıyor.
Üretici de benzer şekilde hareket ediyor. Elektrik, doğalgaz, akaryakıt, hammadde veya işçilik
giderlerinin artacağını düşündüğünde, henüz bu maliyetler gerçekleşmeden satış fiyatını
yükseltebiliyor. Böylece olası maliyet artışına karşı önlem almaya çalışıyor.
İşverenler çalışanlarla ücret görüşmesi yaparken gelecekteki enflasyonu düşünüyor.
Çalışanlar ise maaşlarının birkaç ay içinde eriyeceğini bildikleri için daha yüksek zam talep
ediyor. Böylece ücret pazarlıkları bile gelecekte beklenen zamlar üzerinden yapılıyor.
Ev sahipleri kira belirlerken gelecekte oluşabilecek enflasyonu hesaba katıyor. Kiracılar ise
ileride daha büyük zamlarla karşılaşmamak için uzun süreli sözleşme yapmaya çalışıyor.
Otomobil satıcısından müteahhide, lokanta işletmecisinden berbere kadar herkes fiyat
belirlerken yalnızca bugünkü maliyetlere değil, yarının zamlarına da bakıyor.
İşte ekonomide buna “beklentilerin bozulması” deniyor. Fiyatlar sadece gerçekleşen
maliyetlerle değil, insanların kafasındaki tahminlerle de belirlenmeye başlıyor.

Bu kültürün en büyük zararı güven duygusunu zedelemesidir. İnsanlar fiyatların ne olacağını
tahmin edemediklerinde plan yapmakta zorlanırlar. Aileler bütçe hazırlayamaz. Esnaf hangi
fiyattan satış yapacağını bilemez. Sanayici uzun vadeli yatırım kararlarını erteleyebilir. Çünkü
önünü göremeyen ekonomi sağlıklı büyüyemez.
Zam beklentisi kültürü tasarruf alışkanlıklarını da değiştirir. İnsanlar paralarını bankada
değerlendirmek yerine hızla harcamayı tercih edebilir. “Bugün almazsam yarın daha pahalı
olacak.” düşüncesi tüketimi hızlandırır. Bu da piyasadaki talebi artırarak fiyatlar üzerinde yeni
baskılar oluşturabilir.
Yatırım kararları da bundan olumsuz etkilenir. Bir girişimci yeni fabrika kurmak istediğinde
gelecekteki maliyetleri hesaplayamazsa yatırımını erteleyebilir. Belirsizlik arttıkça ekonomik
büyüme yavaşlayabilir ve yeni istihdam oluşturmak zorlaşabilir.
En fazla etkilenen kesim ise sabit gelirli vatandaşlardır. Maaşları yılda bir ya da iki kez
artarken market fiyatları neredeyse her hafta değişebiliyorsa aile bütçesi ciddi şekilde
zorlanır. Vatandaş sürekli fiyat takip etmek zorunda kalır. Market broşürleri, indirim
kampanyaları ve etiket değişimleri günlük yaşamın önemli bir parçası haline gelir.
Çocuklu aileler eğitim masraflarını, emekliler sağlık harcamalarını, gençler ise ev kurma
hayallerini sürekli değişen fiyatlara göre yeniden hesaplamak zorunda kalırlar. Geleceğe
güven azaldıkça toplumun genel moralinde de bozulmalar görülebilir.
Oysa sağlıklı işleyen bir ekonomide insanlar her sabah yeni zam haberi beklemez. İşletmeler
fiyatlarını sık sık değiştirme ihtiyacı duymaz. Vatandaş alışverişini panikle değil, ihtiyacına
göre yapar. Esnaf müşterisini kaybetmemek için rekabet eder, fiyat istikrarı ekonomiye
güven kazandırır.
Zam beklentisi kültürünü ortadan kaldırmanın yolu yalnızca enflasyonu düşürmekten
geçmez. Aynı zamanda ekonomiye güven veren, öngörülebilir ve istikrarlı politikaların
uygulanması gerekir. Vatandaş geleceğe güven duyduğunda, üretici maliyetlerini daha rahat
hesapladığında ve yatırımcı önünü görebildiğinde zam beklentileri de zamanla azalacaktır.
Sonuç olarak zam beklentisi kültürü, sadece fiyatların değil, toplumun ekonomik
davranışlarının da değişmesine yol açan önemli bir sorundur. Bu kültür yerleştiğinde herkes
kendini korumaya çalışırken aslında ekonominin genel dengesi zarar görebilir. Kalıcı çözüm
ise güven ortamını güçlendiren, fiyat istikrarını sağlayan ve geleceğe dair belirsizlikleri
azaltan ekonomi politikalarının kararlılıkla uygulanmasından geçmektedir. Güvenin arttığı bir
ekonomide insanlar zam korkusuyla değil, umutla geleceğe bakabilir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar

Yazar

Yazıyı beğendiniz mi? Paylaşarak yakın çevrenizin de görmesini ister misiniz?
Editörün Seçtikleri

En Çok Okunan Haberler

Son Yorumlar