Yaşam, çoğu zaman engin bir denizde yol almak gibidir. Kimi günler sakin ve huzurlu sularda ilerler, kimi günler ise fırtınalarla mücadele ederiz. Ne var ki hayatın en önemli gerçeği şudur: Rüzgârın hangi yönden eseceğini belirleme gücüne sahip değiliz. Ancak o rüzgâra karşı gemimizin dümenini nasıl tutacağımıza karar verebiliriz.
İnsan, çoğu zaman kontrol edemediği olaylar karşısında çaresizlik duygusuna kapılır. Ekonomik sıkıntılar, hastalıklar, kayıplar, beklenmedik ayrılıklar ya da toplumsal sorunlar… Bunların hiçbiri bizim isteğimizle ortaya çıkmaz. Tıpkı denizde aniden çıkan sert bir rüzgâr gibi, yaşam da bazen yönümüzü şaşırtır. İşte tam bu noktada önemli olan, yaşananları değiştirmeye çalışmaktan çok onlara karşı nasıl bir tutum geliştireceğimizdir.
Başarılı ve güçlü insanlar, yaşamlarında hiç fırtına yaşamamış kişiler değildir. Onlar, fırtınalar karşısında dümeni bırakmayan insanlardır. Çünkü bilirler ki rüzgâr bazen karşıdan esecek, bazen de yan taraftan vuracaktır. Önemli olan, geminin alabora olmasına izin vermemektir. Sabır, irade ve kararlılık işte bu yüzden insanın en güçlü pusulasıdır.
Yaşamon bize sunduğu her olumsuzluk aynı zamanda yeni bir yön arayışının da başlangıcı olabilir. Kapanan bir kapı, başka bir kapının açılmasına neden olabilir. Yitirilen bir fırsat, daha değerli bir fırsatın habercisi olabilir. Yeter ki umudumuzu yitirmeyelim ve dümeni elimizden bırakmayalım. Çünkü insanı hedeflerine ulaştıran şey yalnızca uygun rüzgârlar değil, doğru zamanda alınan doğru kararlardır.
Denizciler iyi bilir; bazen hedefe doğrudan gitmek olası değildir. Karşıdan esen rüzgâra karşın zikzaklar çizerek ilerlemek gerekir. Yaşam da böyledir. Her istediğimiz hemen gerçekleşmez. Bazen dolambaçlı yollar, gecikmeler ve bekleyişler olur. Fakat önemli olan hareket halinde kalmaktır. Çünkü duran gemi hiçbir limana ulaşamaz.
Bu nedenle yaşamın getirdiği zorluklar karşısında “Neden böyle oldu?” sorusundan çok, “Bu durumda ne yapabilirim?” sorusunu sormak gerekir. İşte insanı geliştiren, olgunlaştıran ve güçlendiren bakış açısı budur. Rüzgârın yönünü değiştiremeyebiliriz; mevsimleri, insanları ya da olayları da her zaman kontrol edemeyiz. Ama düşüncelerimizi, tavrımızı ve yönümüzü belirleyebiliriz.
Sonuçta yaşam denizinde önemli olan rüzgârın nasıl estiği değil, dümenin kimin elinde olduğudur. Umutla, cesaretle ve kararlılıkla dümeni tutanlar, en sert fırtınaların ardından bile kendilerine yeni limanlar bulmayı başarırlar. Çünkü insanın gerçek gücü, koşulları değiştirmekte değil, koşullar karşısında kendi yönünü belirleyebilmesinde saklıdır.
Zeki BAŞTÜRK


