İşte o an, hayatın bize sunduğu iki yoldan birini seçeriz. Ya o fısıltıyı kalabalık dünyamızın gürültüsünde bastırır, emniyetli limanlarımızda kalmayı seçeriz; ya da kalbimizin atışına güvenip belirsizliklerle dolu o uzun yola adım atarız. Hayal kurmak kolaydır derler ama o hayali ilmek ilmek işlemek, fırtınalı günlerde bile ona sarılmak büyük bir cesaret ister.
Yol hiçbir zaman pürüzsüz olmaz. Bazen inancımızın sarsıldığı, “galiba buraya kadarmış” dediğimiz anlar yaşarız. Yorgunluk dizlerimizin bağını çözer, uykusuz geceler gözlerimizi ağırlaştırır. Ama içimizdeki o gizli ateş bir kez yandıysa, rüzgâr ne kadar sert eserse essin sönmez. Bütün o engeller, aslında bizi hayalimize hazırlayan görünmez öğretmenlerdir. Düştüğümüz her an, kalkıp üzerimizdeki tozu silkelerken biraz daha büyür, biraz daha güçleniriz.
Ve sonra… O an gelir.
Aylardır, belki de yıllardır sadece zihninde yaşattığın, geceleri rüyalarını süsleyen o şey artık tam karşındadır. Avuçlarının içindedir. O an hissedilen mutluluk, sözlüklerdeki hiçbir kelimeyle tam olarak tanımlanamaz. Bu sadece basit bir sevinç ya da başarı hissi değildir; bu, ruhun tam anlamıyla özgürleşmesidir. Göğsünün genişlediğini, nefes almanın hiç bu kadar hafif hissettirmediğini fark edersin. Sanki yerçekimi bir anlığına ortadan kalkmış da gökyüzüne dokunmuşsun gibi bir hafiflik…
O an, geriye dönüp baktığında çekilen her zorluğun, uykusuz kalan her gecenin, edilen her duanın ve dökülen her ter damlasının bir anlamı olduğunu anlarsın. İçindeki o şüpheci sesler susmuştur artık. Kendine olan inancın, gözlerinden süzülen bir damla sıcak yaşta şekil bulur. O yaş, çaresizliğin değil; emeğin, sabrın ve adanmışlığın gurur dolu zafer gözyaşıdır. Bir zamanlar sadece zihninin kuytu bir köşesinde sakladığın bir fikrin, kanlı canlı bir gerçeğe dönüştüğüne şahit olmak, bir insanın bu dünyada tadabileceği en büyüleyici mucizelerden biridir.
Hayalini gerçekleştirmek, insana kendi gücünü öğretir. Artık eskisi gibi değilsindir. Sadece bir hedefi başarmış olmazsın; kendi hikâyenin kahramanı olduğunu, imkânsız gibi görünenlerin ardındaki kapıları aralayabileceğini kanıtlarsın kendine. Dünya gözüne daha parlak, yarınlar daha umut dolu görünür.
Eğer şu an kalbinde büyüttüğün, gerçekleşmesi imkânsız gibi duran bir hayalin varsa, ona sıkıca sarıl. Yol ne kadar uzun, yük ne kadar ağır görünürse görünsün, sakın vazgeçme. Çünkü o yolun sonunda seni bekleyen o tarifsiz mutluluk, yolda ödediğin her bedele değecek. Ve bir gün o zirveye ulaştığında anlayacaksın ki; hayat, sadece kurduğun hayallere cesaretle sahip çıktığın sürece gerçekten yaşamaya değer.


