Ana SayfaKöşe YazılarımızKonuşma Çağında Dinleyebilmek

Konuşma Çağında Dinleyebilmek

Günümüz dünyasında herkes bir şey anlatma derdinde.

-SPONSORLU-

Sosyal medya akışlarımız, toplantı odalarımız, akşam sohbetlerimiz hatta ikili ilişkilerimiz bile kesintisiz bir “kendini ifade etme” yarışına dönüşmüş durumda. Herkes gürültünün sesini biraz daha açıyor, herkes kendi cümlesini en üste yazmaya çalışıyor.
Peki, bunca sesin ve cümlenin arasında gerçekten kaçımız birbirimizi duyuyoruz?
İletişim uzmanlarının sıkça vurguladığı harika bir tespit vardır: İnsanların çoğu anlamak için değil, sadece cevap vermek için dinler. Karşımızdaki kişi henüz cümlesini bitirmeden, zihnimizde ona vereceğimiz yanıtı, yetiştireceğimiz savunmayı ya da kendi hayatımızdan vereceğimiz örneği hazırlamaya başlarız. O an orada var gibiyizdir ama zihnimiz çoktan kendi sahnemize geçmiştir.

Dinlemek Pasif Bir Eylem Değildir
Genellikle dinlemeyi edilgen, sadece durup bekleme gerektiren sıkıcı bir süreç olarak görürüz. Oysa gerçek anlamda dinlemek, bir insana verilebilecek en büyük değer ve nezakettir.
Birini yargılamadan, sözünü kesmeden, kendi doğrularımızı hemen araya sokmadan dinleyebilmek; karşı tarafa şu mesajı verir: “Seni görüyorum, sana değer veriyorum ve seni anlamaya açığım.”
İşte bu yüzden, sadece dinleyebilme becerisi bile bugün hem kişisel ilişkilerde hem de profesyonel hayatta insanı bambaşka bir noktaya taşır. Güven, süslü kelimelerle değil; derinden hissedilen bu anlaşılma duygusuyla inşa edilir.

Sessizliğin Gücü ve Alan Açmak
Konuşmak kolaydır; hazır kalıpları, ezberlenmiş cümleleri savurmak fazla çaba gerektirmez. Zor ve kıymetli olan, kendi sesimizi biraz kısıp karşı tarafa alan açabilmektir. Sessizlikten korkmamaktır. Bazen bir insanın ihtiyacı olan şey bir akıl hocası ya da hazır bir çözüm reçetesi değildir; sadece zihnini ve içini dökebileceği sakin bir limandır.
Sözlerin havada uçuştuğu, herkesin aynı anda konuştuğu bu çağda; dinleyen insan fırtınadaki deniz feneri gibi durur. Çevresine güven verir, derinleşir ve yüzeysel diyalogların ötesine geçer.

Kendimize Bir Soru;
Anlamak mı Cevap vermek mi?
Bugün birisiyle sohbet ederken kendimizi yakalayalım. Karşımızdaki anlatırken zihnimiz bir sonraki cümlemizi mi kurguluyor, yoksa gerçekten onun dünyasına girmeye mi çalışıyoruz?
Unutmayalım; konuşmak zihindekileri dışarı dökebilir ama sadece dinlemek yeni bir şeyler öğrenmemizi ve insan kalabilmemizi sağlar.
Gürültünün bu kadar arttığı bir dünyada, birbirimize verebileceğimiz en güzel hediye: Gerçekten kulak vermek.

Gamze Yıldırım

Yazar

Yazıyı beğendiniz mi? Paylaşarak yakın çevrenizin de görmesini ister misiniz?
Editörün Seçtikleri

En Çok Okunan Haberler

Son Yorumlar