Ana SayfaKöşe YazılarımızCaddeler, Şehrin Sessiz Hikâyeleri

Caddeler, Şehrin Sessiz Hikâyeleri

Bir şehri tanımak için bazen yüksek bir binanın tepesine çıkıp bütün şehri uzaktan seyretmeye gerek yoktur. Bir caddeye çıkıp yürümek yeter.

-SPONSORLU-

Bir şehri tanımak için bazen yüksek bir binanın tepesine çıkıp bütün şehri uzaktan seyretmeye gerek yoktur. Bir caddeye çıkıp yürümek yeter. Çünkü şehir, kendisini en çok caddelerinde anlatır. Sabahın ilk saatlerinde kepenklerini açan esnafı, işe yetişmeye çalışan insanları, okul yolundaki çocukları, elinde kahvesiyle hızlı adımlarla yürüyenleri görürsünüz. Akşam olduğunda ise aynı cadde bambaşka bir hikâyeye dönüşür. Kafelerin ışıkları yanar, kaldırımlar kalabalıklaşır, bir masada arkadaşlar uzun zamandır konuşamadıkları şeyleri konuşurken başka bir masada iki insan birbirine sessizce bakar. Birileri buluşur, birileri ayrılır, birileri eve yetişmeye çalışırken birileri eve gitmek istemez. Aynı cadde, aynı kaldırımlar, aynı dükkânlar… Ama her saat başka bir hayat. Belki de caddelerin en güzel tarafı budur; insanları bir yerlere götürürken farkında olmadan birbirlerine de kavuştururlar. Uzun zamandır görüşmeyen iki arkadaşın karşılaşmasına, bir annenin çocuğunun elini tutup karşıdan karşıya geçmesine, genç bir insanın sevdiği kişiyi beklediği kafeye girmesine, yıllardır aynı dükkânda çalışan bir esnafın tanıdığı müşterisine uzaktan el sallamasına şahit olurlar. Kimi zaman da hiçbir şey olmaz; sadece yürürsünüz. Kalabalığın içinde yürürsünüz ama yine de yalnızsınızdır.

Çünkü bazı akşamlar vardır, etrafınız insanlarla doludur ama insan yine de kendisini yalnız hisseder. Yanınızdan yüzlerce insan geçer, arabaların sesi, konuşmalar, kafelerden gelen müzik ve kahkahalar birbirine karışır. Şehir bütün canlılığıyla etrafınızdadır ama sizin için o anda bütün bu kalabalığın içinde yalnızca kendi düşünceleriniz vardır. Belki birini düşünüyorsunuzdur, belki geçmişte kalan bir günü, belki de içinizde kimseye anlatamadığınız bir şeyi. İşte o zaman caddeler garip bir şekilde iyi gelir insana. Çünkü sizden hiçbir şey istemezler. Ne neden sustuğunuzu sorarlar ne de neden üzgün olduğunuzu… Sadece yürütürler. Mutluysanız da taşıyıp götürürler, canınız sıkkınsa da. Bazen bir kafeye oturursunuz; önünüzde bir kahve, karşınızda şehir vardır. Camdan dışarı bakarken caddeden geçen insanları izlersiniz. Hiçbirinin hikâyesini bilmezsiniz, onlar da sizin hikâyenizi bilmez. Ama aynı anda, aynı şehirde, aynı caddenin üzerinde birbirinize değmeden yan yana yaşarsınız. Belki şehir dediğimiz şey biraz da budur; birbirini tanımayan insanların aynı hayatın içinde birbirine eşlik etmesi. Birinin acelesi vardır, birinin beklediği biri, birinin eve dönmek için sebebi, bir diğerinin ise biraz daha yürümek için bahanesi. Cadde bütün bunları sessizce taşır.

Mevsimler değişir, caddeler de değişir. Ağaçların yaprakları, kaldırımların rengi, insanların üzerindeki kıyafetler değişir. Kimi zaman güneş altında uzayan gölgelerin arasından yürürüz, kimi zaman yağmurdan kaçıp bir kafeye sığınırız. Bazen soğukta ellerimizi cebimize sokup hızlı adımlarla ilerleriz, bazen güzel bir akşamın içinde eve gitmeyi erteleriz. Fakat cadde hep oradadır. Biz değişiriz, yanımızdaki insanlar değişir, dükkânlar değişir, tabelalar değişir, kafeler açılır, bazıları kapanır. Yıllar sonra aynı caddeden geçersiniz ve bir bakarsınız ki hiçbir şey eskisi gibi değildir. Ama hafızanız sizi hemen tanır. Bir köşe, bir ağaç, bir kaldırım taşı, yıllar önce önünden geçtiğiniz bir dükkân… Bir anda sizi geçmişe götürür. İşte caddelerin bir de böyle bir tarafı vardır. Sadece bugünü taşımazlar, geçmişi de taşırlar. Bir şehrin hafızası bazen büyük meydanlarda, tarihi binalarda değil; her gün önünden geçtiğimiz sıradan bir kaldırımda saklıdır. Çocukluğumuzdan kalan bir yol, gençliğimizden kalan bir kafe, yıllar önce bir arkadaşla oturduğumuz bir masa… Hepsi bir yerlerde yaşamaya devam eder. Belki biz onları unutmuşuzdur ama şehir unutmaz. Cadde sessizce saklar ve zamanı geldiğinde insanı kendi geçmişiyle yeniden karşılaştırır.

Bu yüzden caddelere yalnızca asfalt ve kaldırım olarak bakamıyorum. Bana göre bir cadde, bir şehrin günlüğüdür. Her gün yeni bir sayfa açılır. Kimi sayfasında bir kavuşma vardır, kimi sayfasında bir ayrılık. Kimi sayfasında kalabalık vardır, kimi sayfasında sessizlik. Kimi sayfasında kahkahalar duyulur, kimi sayfasında bir insanın kendi içine dönmüş sessiz adımları… Ve bütün bunlar aynı caddede yaşanır. Belki de caddelerin bize öğrettiği en önemli şeylerden biri şudur: Kalabalık olmak, her zaman birlikte olmak değildir. Bazen binlerce insanın arasında tek başınıza yürürsünüz. Çünkü caddeler sadece insanları bir yerden bir yere götüren yollar değildir; onlar insanları birbirine, geçmişe, hatıralara ve bazen de kendilerine kavuşturan uzun hikâyelerdir. Belki yarın yine aynı caddeden geçeceğiz. Aynı kaldırım, aynı ağaç, aynı köşe bizi karşılayacak. Ama biz yine aynı insan olmayacağız. Çünkü şehir değişirken biz de değişiyoruz. Ve belki hayatın en güzel tarafı tam da burada saklı: Aynı caddeden geçiyoruz ama her defasında başka bir hikâyeye rastlıyoruz….

Sultan Denli

Yazar

Yazıyı beğendiniz mi? Paylaşarak yakın çevrenizin de görmesini ister misiniz?
Editörün Seçtikleri

En Çok Okunan Haberler

Son Yorumlar