Şiirler okundu, şarkılar söylendi. Kimi zaman keman, kimi zaman ud eşlik etti bu güzel güne. Bazen biz müziğe eşlik ettik, bazen müzik bize… Şiirle şarkı, sözle nağme birbirine karıştı; ortaya tarifsiz bir güzellik çıktı.
Fakat günün benim için en güzel tarafı, sahnedeki şiirlerden ve ezgilerden de öteydi.
Belli bir yaşın üzerindeki insanların hayata küsmek, kabuklarına çekilmek yerine bir araya gelmeleri; şiirle, müzikle, dostlukla yeniden çoğalmalarıydı.
Çünkü insanın yaşı ilerledikçe hayatın dışına çekilmesi gerekmiyor. Tam tersine, bir şiirin dizesinde yeniden gençleşebilir, bir şarkının nakaratında yıllar öncesine dönebilir, bir keman sesinde unuttuğu bir duyguyu yeniden hatırlayabilir.
Belki de yaş almak, hayattan uzaklaşmak değil; hayatın kıymetini daha iyi bilmektir.
O gün bunu bir kez daha anladım.
Şiirler okundu, şarkılar söylendi. Keman ve ud zaman zaman bize, zaman zaman biz onlara eşlik ettik.
Ve günün sonunda geriye tek bir düşünce kaldı:
İnsan, yüreğinde sanat varsa kaç yaşında olursa olsun gençtir.
Ne güzel ki hâlâ şiire, şarkıya, dostluğa ve birlikte güzel vakit geçirmeye gönül veren insanlar var.
İyi ki kabuklarına çekilmek yerine hayatın içine karışmayı seçiyorlar.
Çünkü hayat, yaş aldıkça bitmiyor; bazen en güzel mısralarını tam da o zaman yazıyor.
Keyfî Sanat /Dilek Yılmaz

