İçinde bir şeyler sessizce dağıldı mı sanıyorsun?
Olur… Bazen hayat, en canlı renklerimizi bile alıp griye boyar.
İçimiz daralır, kalbimiz ağırlaşır, sanki hiçbir şey eskisi gibi olmayacakmış gibi hissederiz.
Tüm duygular biz hissedelim diye var.
Ama unutma, o hisler de sana ait, tıpkı en parlak anların gibi.
Her duygu bir misafir.
Hüznün de öyle…
Kapını çaldığında içeri al, dinle, ama ona evinin anahtarını verme. O hüznü yasa ama asla saplanıp kalma.
Çünkü hüzün uzun süre kalırsa, umut sessizce çıkıp gider.
Kendini solmuş hissettiğin günlerde bile içinde saklı duran o renkleri hatırla.
Kimse gelip seni yeniden boyamak zorunda değil.
Sen zaten kendi tablosunun sanatçısısın. Fırça senin elinde, renkler senin ruhunda.
Kendini yeni baştan çiz, senaryonu yaz ve yaşam sahnesinde hayatının başrolünü seç.
Bekleme…
Ne bir günü, ne bir insanı, ne de bir mucizeyi.
Çünkü en büyük değişim, “artık yeter” dediğin o anda başlar.
Kalk…
Kırılmış olsan da kalk.
Yorulmuş olsan da kalk.
İnanmasan bile bir ihtimal daha ver kendine.
Çünkü bu hayat senin sahnen.
Ve unutma…
En güzel hikâyeler, en çok dağılanların kendini yeniden toplamasıyla yazılır.



