Torun sevgisi yüksek, sevgisini sözden çok davranışlarıyla gösteren dedeme yazıyorum bu kelimeleri.
Biliyorum, okumayacak. Belki bu cümleleri hiçbir zaman göremeyecek. Ama ben yine de yazıyorum. Çünkü bazı sevgiler insanda öyle derin bir yer bırakıyor ki, anlatmasan eksik kalıyorsun. Belki bir yerlerde hisseder diye… Ona olan sevgimi, özlemimi bilsin diye…
Çocukluğu tanımlarken insanın aklına bazı kelimeler gelir. Benim çocukluğumu anlatırken ise o kelimelerin en büyüğünün karşılığı dedemdir.
Dedem sertti. Zordu. Kalbi ise kendinden çok daha büyüktü. Sevgisini herkese kolay kolay göstermezdi belki ama torunlarına gelince bambaşka bir adam olurdu.
Şimdi “dedemdi” demek bile tuhaf geliyor. O “di” ekini kullanmaya hâlâ alışamadım. Çünkü insan sevdiği birini kaybedince, geçmiş zamanın bir ekten ibaret olmadığını anlıyor. O ek, koskoca bir hayatı bir anda geride bırakıyor.
O gideli neredeyse bir yıl olacak.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, bazı anların aslında birer veda olduğunu fark ediyorum.
Bana gözlerimin içine bakarak, saçlarımı okşayıp “Senin mutluluğunu göremeyeceğim.” derdi.
O zaman anlamazdım.
Meğer yavaş yavaş vedalaşıyormuş benimle. Ben ise o cümlenin ağırlığını, o gittikten sonra anlayabilmişim.
Beni okuldan almaya geldiğinde çantamı kendi sırtında taşırdı. Kahvehanede okey oynarken bana oralet söylerdi. Markete her gittiğinde Eti Cin ve muz alırdı. Sonra da büyük bir heyecanla, “Fenerbahçe gol atarsa size sürprizim var.” derdi.
Gol olurdu.
Sürprizler çıkardı ortaya.
Şimdi düşündüğümde anlıyorum; mesele Eti Cin değildi, muz değildi, oralet değildi. Mesele, bir çocuğun dünyasında dedesinin sevgisini hissetmesiydi.
Benim çocukluğumda sevginin karşılığı biraz da oydu.
Bugün büyüdüm. Hayat değişti. İnsanlar geldi, insanlar gitti. Ama bazı insanlar hayatımızdan gitse bile içimizden hiç gitmiyor.
Dedem de öyle…
Bazen bir koku, bazen eski bir şarkı, bazen bir Fenerbahçe maçı… Hiç beklemediğim bir anda çocukluğuma dönüyorum. Ve onu görüyorum.
Saçımı okşayan, çantamı taşıyan, bana oralet söyleyen, cebinden çıkardığı küçücük bir sürprizle beni dünyanın en mutlu çocuğu yapan o adamı…
Belki bugün yanımda değil.
Ama çocukluğumun en güzel yerinde hâlâ duruyor.
Ve sanırım bazı insanlar ölmez.
Çünkü onların sevgisi, bıraktıkları insanların içinde yaşamaya devam eder.
Gerçek baba yarım…
Seni unutmayacağım.
Dedeme…
Torun sevgisi yüksek, sevgisini sözden çok davranışlarıyla gösteren dedeme yazıyorum bu kelimeleri.
Torun sevgisi yüksek, sevgisini sözden çok davranışlarıyla gösteren dedeme yazıyorum bu kelimeleri.
Biliyorum, okumayacak. Belki bu cümleleri hiçbir zaman göremeyecek. Ama ben yine de yazıyorum. Çünkü bazı sevgiler insanda öyle derin bir yer bırakıyor ki, anlatmasan eksik kalıyorsun. Belki bir yerlerde hisseder diye… Ona olan sevgimi, özlemimi bilsin diye…
Çocukluğu tanımlarken insanın aklına bazı kelimeler gelir. Benim çocukluğumu anlatırken ise o kelimelerin en büyüğünün karşılığı dedemdir.
Dedem sertti. Zordu. Kalbi ise kendinden çok daha büyüktü. Sevgisini herkese kolay kolay göstermezdi belki ama torunlarına gelince bambaşka bir adam olurdu.
Şimdi “dedemdi” demek bile tuhaf geliyor. O “di” ekini kullanmaya hâlâ alışamadım. Çünkü insan sevdiği birini kaybedince, geçmiş zamanın bir ekten ibaret olmadığını anlıyor. O ek, koskoca bir hayatı bir anda geride bırakıyor.
O gideli neredeyse bir yıl olacak.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, bazı anların aslında birer veda olduğunu fark ediyorum.
Bana gözlerimin içine bakarak, saçlarımı okşayıp “Senin mutluluğunu göremeyeceğim.” derdi.
O zaman anlamazdım.
Meğer yavaş yavaş vedalaşıyormuş benimle. Ben ise o cümlenin ağırlığını, o gittikten sonra anlayabilmişim.
Beni okuldan almaya geldiğinde çantamı kendi sırtında taşırdı. Kahvehanede okey oynarken bana oralet söylerdi. Markete her gittiğinde Eti Cin ve muz alırdı. Sonra da büyük bir heyecanla, “Fenerbahçe gol atarsa size sürprizim var.” derdi.
Gol olurdu.
Sürprizler çıkardı ortaya.
Şimdi düşündüğümde anlıyorum; mesele Eti Cin değildi, muz değildi, oralet değildi. Mesele, bir çocuğun dünyasında dedesinin sevgisini hissetmesiydi.
Benim çocukluğumda sevginin karşılığı biraz da oydu.
Bugün büyüdüm. Hayat değişti. İnsanlar geldi, insanlar gitti. Ama bazı insanlar hayatımızdan gitse bile içimizden hiç gitmiyor.
Dedem de öyle…
Bazen bir koku, bazen eski bir şarkı, bazen bir Fenerbahçe maçı… Hiç beklemediğim bir anda çocukluğuma dönüyorum. Ve onu görüyorum.
Saçımı okşayan, çantamı taşıyan, bana oralet söyleyen, cebinden çıkardığı küçücük bir sürprizle beni dünyanın en mutlu çocuğu yapan o adamı…
Belki bugün yanımda değil.
Ama çocukluğumun en güzel yerinde hâlâ duruyor.
Ve sanırım bazı insanlar ölmez.
Çünkü onların sevgisi, bıraktıkları insanların içinde yaşamaya devam eder.
Gerçek baba yarım…
Seni unutmayacağım.

