Bir balon düşünün. Üzerine noktalar çiziyorsunuz. Balon şiştikçe noktalar birbirinden uzaklaşıyor. Aslında noktalar kendi başlarına bir yere gitmiyor; sadece üzerinde bulundukları alan genişliyor.
Bazen hayatı da böyle düşünüyorum.
Çocukken hayatımız küçücük bir balon gibi. Ailemiz, birkaç arkadaşımız, okulumuz ve mahallemiz… Her şey birbirine yakın. Sonra büyüyoruz. Balon genişliyor….
Birimiz üniversite için başka şehre gidiyor, birimiz işe başlıyor, birimiz evleniyor, birimiz başka bir hayat kuruyor. Bir zamanlar her gün görüştüğümüz insanlarla aylarca konuşmadığımız oluyor.
Sonra kendimize soruyoruz:
“Biz mi uzaklaştık, yoksa hayat mı değişti?”
Belki de her uzaklaşmayı bir kopuş olarak görmemek gerekiyor. Çünkü hayat ilerledikçe hepimizin dünyası büyüyor. Yeni insanlar, yeni sorumluluklar ve yeni hayaller giriyor hayatımıza. Bazı insanlar merkezimizde kalıyor, bazıları ise biraz daha uzağa düşüyor.
Ama uzaklık her zaman sevgisizlik anlamına gelmiyor.
Bazen yıllardır görmediğimiz biriyle karşılaşıyoruz ve kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bazen de her gün gördüğümüz bir insanla aramızda kilometreler varmış gibi hissediyoruz.
Demek ki mesele sadece mesafe değil.
Mesele, o mesafenin içinde birbirimize ne kadar yer bıraktığımız.
Bilim insanları bugün hâlâ evrenin genişleme hızını tam olarak anlamaya çalışıyor. Biz de hayatımızda insanların neden ve ne zaman uzaklaştığını anlamaya çalışıyoruz.
Ama ben şuna inanıyorum ki bazı insanlar, araya yıllar girse bile kalbimizdeki yerini koruyacak.
BUSENUR ŞENTÜRK..

