Hayatımızdaki eksikler her zaman sahip olamadıklarımız değildir. Bazen sahip olduğumuzu düşündüğümüz şeylere fazlasıyla emek verdiğimiz hâlde karşılığını göremememizdir.
Konuyu biraz daha genişletecek olursak birçok insana dokunan eksikleri art arda sıralayabiliriz.
Kalabalıkların içinde eksik kalan gerçek dostluklar
Ticarette eksik kalan güven ve şeffaflık
Aile içinde eksik kalan teşekkür ve takdir
İnsan ilişkilerinde eksik kalan vefa
Telaşlı bir şekilde başarının peşinden koşarken eksik bıraktığımız huzur
Herkese yetişmeye çalışırken kendimize ayıramadığımız zaman
Konuşanların çok, gerçekten dinleyenlerin az olması
Dinlerken empati kurmak yerine vereceğimiz cevabı düşünmemiz
İyi niyetli olmamız fakat iyi niyetimizi koruyacak sınırlarımızın bulunmaması
Genellikle insan, eksik kelimesini duyduğunda önce sahip olamadıklarını düşünür. Ev, para, mevki ve makam gibi şeyler gelir aklına. Oysa insanın gerçek eksikleri çoğu zaman gözle görülmez.
Bazen kalabalık bir çevrenin içinde samimi bir dosttur eksik olan.
Ziyarete gittiğimiz bir hastanede, sahip olduğumuz sağlığın aslında ne kadar büyük bir zenginlik olduğunu anlarız.
Bazen tat veren bir sofranın etrafında güzel bir sohbet, bizi yargılamadan dinleyecek bir insan veya içtenlikle söylenmiş birkaç güzel sözdür eksik olan.
Belki de hayatımızdaki eksikleri tamamlamak için daha fazlasına sahip olmaya değil, sahip olduklarımızın değerini daha iyi anlamaya ihtiyacımız vardır.
Çünkü insanın hayatını eksilten her zaman sahip olamadıkları değildir. Bazen kıymetini bilmedikleri, bazen karşılığını göremedikleri, bazen de herkese yetişmeye çalışırken kendi içinde yarım bıraktıklarıdır.
Öyleyse zaman zaman durup kendimize şu soruyu sormalıyız:
Hayatımızda gerçekten ne eksik?
Daha fazla para mı, daha yüksek bir makam mı, yoksa güvenebileceğimiz bir dost, huzurla oturabileceğimiz bir sofra ve kendimize ayırabileceğimiz biraz zaman mı?
Belki de insanın en büyük eksiği, hayatında neyin gerçekten eksik olduğunu fark edememesidir.
Hakan MENTEŞE

