Ana SayfaKöşe YazılarımızEmpati mi, Özsaygı mı? İnce Çizgide Kendini Kaybetmemek

Empati mi, Özsaygı mı? İnce Çizgide Kendini Kaybetmemek


Bazen fazla iyi niyetliyiz.
Birinin yaptığı yanlışı anlamlandırmak için adeta tez yazıyoruz.
“Stresli bir dönemden geçiyor.”
“Çocukluğu travmatikmiş.”
“Üzerinde çok baskı var.”
İnsanız… Anlamaya meyilliyiz. Empati kurmak, insani olmanın en kıymetli taraflarından biri. Karşımızdakinin hikâyesini merak ediyor, davranışlarının arkasındaki sebebi araştırıyoruz. Çünkü vicdanımız güçlü. Çünkü kalbimiz kırmak değil, onarmak istiyor.
Ama burada ince bir çizgi var.
Peki ya yaptığı şey gerçekten yanlışsa?
Ya ortada açıklanabilecek değil, kabul edilemeyecek bir davranış varsa?
Empati güzel bir erdemdir ama kendini yok sayma pahasına değil.
Anlamak başka, katlanmak başka.
Şefkat göstermek başka, kendine haksızlık etmek başka.
Birinin kırıcı olması, senin fazla hassas olduğun anlamına gelmez.
Birinin saygısızlığı, senin sınır koyamadığın için meşrulaşmaz.
Toplum olarak çoğu zaman “anlayan taraf” olmayı olgunluk sanıyoruz. Oysa olgunluk, sadece başkasını anlamak değil; kendini de koruyabilmektir. Herkesi içimizdeki vicdan terazisinde tartarken, kendimizi o terazinin kefesine koymayı unutuyoruz. Oysa özsaygı, başkalarına gösterdiğimiz anlayışın kendimize de gösterilmesidir.
İnsan yaşadıkları yüzünden yaralanabilir.
Ama yaralı olmak, başkasını yaralama hakkı vermez.
Evet, bazı insanlar zorlu yaşam olayları karşısında kırılır. Ama bazıları aynı zorlukların içinden güçlenerek çıkar. Bazıları acısını büyütür, bazıları karakterini. Bu bir tercih meselesidir. Ve hiç kimsenin tercihi, senin ruh sağlığın pahasına meşrulaştırılamaz.
Başkalarının karanlığını aydınlatmaya çalışırken kendi ışığını söndürme.
Çünkü sen de en az onlar kadar değerlisin.
Artık şunu bil:
Her açıklama, özür değildir.
Her sebep, sonucu temize çıkarmaz.
Sınır koymak kalpsizlik değil, özsaygıdır.
Uzaklaşmak bencillik değil, ruh sağlığıdır.
Sınır, duvar değildir. Sınır; “Buraya kadar” diyebilme cesaretidir. Kendine duyduğun saygının ilanıdır. İnsanları hayatından tamamen çıkarmak zorunda değilsin belki; ama davranışlarına sınır koymak zorundasın. Çünkü kimsenin içindeki çöpü, senin bahçene dökmesine izin vermek zorunda değilsin.
Herkesi içinde aklamaya çalışırken kendi hakkına girme.
Birisi sana kötülük yapıyorsa, bu senin eksikliğin değil; onun gelişmemiş ahlaki yargısının göstergesidir.
Başkalarını içindeki vicdan mahkemesinde yargılarken, kendi sesinin çığlıklarına sağır kalma.
Unutma:
Bazı insanlar zor yaşam olayları karşısında kötü olmayı seçmiş olabilir. Bu seçim onların sorumluluğudur. Senin görevin, onların karanlığını taşımak değil; kendi ışığını korumaktır.
Çünkü gerçek olgunluk,
Hem anlayabilmekte
Hem de gerektiğinde “Yeter” diyebilmektedir.

Yazar

Yazıyı beğendiniz mi? Paylaşarak yakın çevrenizin de görmesini ister misiniz?
Editörün Seçtikleri

En Çok Okunan Haberler

Son Yorumlar